TESLİMİYET: İNSANIN YÖNÜNÜ BULMASI
Teslimiyet, aklı devre dışı bırakmak değildir.
Teslimiyet, aklı doğru yere bağlamaktır.
Kur’an’a göre teslimiyet;
– Allah’a yönelmektir.
– Aracıları mutlaklaştırmamaktır.
– Kör taklit değil, bilinçli tercihtir.
Teslimiyet, aklı devre dışı bırakmak değildir.
Teslimiyet, aklı doğru yere bağlamaktır.
Kur’an’a göre teslimiyet;
– Allah’a yönelmektir.
– Aracıları mutlaklaştırmamaktır.
– Kör taklit değil, bilinçli tercihtir.
İnsan hayatı boyunca farkında olarak ya da olmayarak bir şeye tutunur. Kimi zaman bu bir düşünce olur, kimi zaman bir kişi, kimi zaman bir düzen. Bazen de insan, sadece alıştığı için bir yolda yürür. Kur’an, insanın bu hâlini çok iyi tanır. Çünkü insan başıboş değildir; mutlaka bir merkeze yönelir. Mesele, bu merkezin ne olduğudur.
Din Allah’ındır ve kaynağı yalnızca O’nun kelamıdır. Allah,
“Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim.”
(Maide 5:3)
Bugün din konuşulurken farkında olmadan çok temel bir hata yapıyoruz. Konuşmaya Kur’an’la değil, rivayetlerle başlıyoruz. Ayet sorulunca susuluyor ama bir rivayet söylendiğinde herkes ikna oluyor. Sanki Allah’ın kelamı eksikmiş, insan sözleriyle tamamlanması gerekiyormuş gibi bir algı oluşmuş durumda.
Salat, Ahzab 56’da söylendiği gibi bir salavat ya da sadece namaz değildir.
Allah ve melekleri Nebi’ye salât ederken ona destek verirler. Müminlerden istenen de aynı şeydir: sözle övmek değil, fiilen arkasında durmak.
Kur’an’da bazı kelimeler vardır; yanlış yere çekildiğinde koskoca bir anlayış kaymasına sebep olur. “Salat” kelimesi de bunların başında gelir. Bugün çoğu insan salatı duyduğunda aklına ya otomatik bir şekilde namaz gelir ya da kalıplaşmış salavat cümleleri. Oysa Kur’an, bu kelimeyi her geçtiği yerde aynı anlamda kullanmaz.