2 Haziran 2026

ŞÜKÜR: NİMETİ TANIMAKTAN HAYATA DÖNÜŞTÜRMEYE – Özet

Minnettarlık çoğu zaman basit bir teşekkür cümlesi sanılır ama aslında insanın varoluşa açılan en derin kapılarından biridir. Bir nimetin farkına varmak, sadece dışarıdaki bir iyiliği görmek değildir; insanın kendisini, konumunu ve sorumluluğunu hatırlamasıdır. Bu yüzden Kur’an, şükür dediğimiz kavramı dilin ucunda dolaşan bir söz olmaktan çıkarıp bilince yerleştirir. Allah’ın verdiği nimetleri gören, onları gelişigüzel bir rastlantı olarak değil, bilerek ve hikmetle verilmiş bir emanet olarak kabul eder.

1 Haziran 2026

KUR’AN’IN DEDİĞİNİ DEĞİL, DEMEK İSTEDİĞİNİ ANLAMAK – Özet

Kur’an’ı sadece kelimelerin çıplak anlamlarına bakarak okuduğunda, çoğu zaman mana kapısının yarım açıldığını fark edersin. Çünkü Kur’an, yalnız lafızdan ibaret bir kitap değil; bir hikmet rehberi, düşünceyi dirilten bir mesajdır. Ayetlerin görünen yüzü, hakikatin sadece kabuğudur. Asıl olan, Rabb’imizin neyi hedeflediğini, hangi ilkeleri öğretmek istediğini, hangi ahlaki yasaları hatırlattığını kavramaktır.

1 Haziran 2026

KUR’AN’IN DEDİĞİNİ DEĞİL, DEMEK İSTEDİĞİNİ ANLAMAK

Kur’an’ı sadece kelimelerin çıplak anlamlarına bakarak okuduğunda, çoğu zaman mana kapısının yarım açıldığını fark edersin. Çünkü Kur’an, yalnız lafızdan ibaret bir kitap değil; bir hikmet rehberi, düşünceyi dirilten bir mesajdır. Ayetlerin görünen yüzü, hakikatin sadece kabuğudur. Asıl olan, Rabb’imizin neyi hedeflediğini, hangi ilkeleri öğretmek istediğini, hangi ahlaki yasaları hatırlattığını kavramaktır. Eğer biz ayetleri yüzeysel anlamlarıyla sınırlarsak, Kur’an’ı tarihe hapsederiz. Oysa Allah mesajını her çağda yeniden doğan bir hakikat olarak sunar. Gerçek mesele, Kur’an’ın lafzını değil, ruhunu anlamaktır. Çünkü lafız değişmez; ama ruh hayatın içinde sürekli konuşur. Ayetlerin “ne söylediği” kitabın yüzüdür; “ne söylemek istediği” ise kalbidir. Ve Kur’an’ın kalbine ancak düşünerek, aklederek, derinleşerek ulaşılır.

31 Mayıs 2026

ABDEST, GUSÜL VE VAKIA 79’UN İŞARET ETTİĞİ ASIL TEMİZLİK – Özet

Geleneksel fıkıh anlayışı, Vakıa suresi 79. ayette geçen “Ona ancak tertemiz olanlar dokunabilir” ifadesini sadece abdestsiz Kur’an’a dokunulmayacağı şeklinde maddi bir kurala indirgemiştir. Oysa vahyin bütünsel felsefesi incelendiğinde, bu ayetin fiziksel bir temizlikten ziyade zihinsel ve kalbi bir arınmayı hedeflediği görülür. Maddi olarak ne kadar temiz olursa olsun; zihnini hurafelerden, ön yargılardan ve mezhepsel ezberlerden temizlemeyen bir kimse, Kur’an’ın evrensel hakikatine ve ruhuna asla dokunamaz.

31 Mayıs 2026

ABDEST, GUSÜL VE VAKIA 79’UN İŞARET ETTİĞİ ASIL TEMİZLİK

İslam düşünce atlasında, vahyî kavramların zamanla nasıl örselendiğini ve şekilsel birer ritüele indirgendiğini görmek istiyorsak, bakacağımız ilk yer “temizlik” algısıdır. Geleneksel fıkıh bagajı, asırlardır temizliği sadece su ve beden eksenine sıkıştırmış, insanı madden arındırırken manen ve zihnen lekeli bırakan bir çelişkinin kapısını aramıştır. Bu şekilci barikatın arkasına gizlenen en büyük kalkanlardan biri de hiç şüphesiz Vakıa suresinin yetmiş dokuzuncu ayetidir. Geleneksel anlayış, bu ayeti ait olduğu bütünden kopararak, “Kur’an’a abdestsiz dokunulamaz” dogmasının yegane delili haline getirmiştir. Oysa satır aralarını vahyî bir dikkatle okuduğumuzda, karşımıza çıkan hakikat bambaşkadır. Ayet, bedenin suyla yıkanmasından değil; aklın, kalbin ve ruhun uydurulmuş dinin kirlerinden arınmasından bahsetmektedir.

29 Mayıs 2026

Kurban Nedir? Kesmek mi, Yakınlaşmak mı?

Kurban, Kur’an’da sadece hayvan kesimi olarak değil, temel anlamıyla Allah’a yakınlaşma ve O’na yönelme bilinci olarak yer alır. Kelimenin kökünde de bu “yakın olma” anlamı bulunur. Bu yüzden kurban, sadece dışsal bir ibadet değil, aynı zamanda içsel bir dönüşüm sürecidir.