VAHYE UYMANIN GÜNÜMÜZDEKİ ENGELLERİ
Çünkü çoğu insan Allah’ın ne dediğini değil, “bizim oralarda ne yapılır”ı esas alır.
Kur’an’ın ölçüsü nettir:
Atalar, gelenekler, alışkanlıklar delil değildir.
Ölçü sadece vahiydir. (Bakara 170)
Çünkü çoğu insan Allah’ın ne dediğini değil, “bizim oralarda ne yapılır”ı esas alır.
Kur’an’ın ölçüsü nettir:
Atalar, gelenekler, alışkanlıklar delil değildir.
Ölçü sadece vahiydir. (Bakara 170)
Gel dürüst olalım.
“Kur’an’a uymak” dediğimizde bugün kulağa hoş gelen, ama içi pek de doldurulmayan bir cümleyle karşı karşıyayız. Herkes bu ifadeyi seviyor, herkes saygı duyduğunu söylüyor; fakat sıra hayatın gerçeklerine geldiğinde tablo değişiyor. Çünkü vahye uymak, sandığımız kadar kolay ve risksiz bir iş değil. Hele günümüzde…
İnsan dünyaya bir anda sorumlu gelmez.
Önce öğrenir, sonra yüklenir.
İnsanın hikâyesi doğumla başlamaz. Biz çoğu zaman her şeyi doğduğumuz gün sıfırdan başlar sanırız ama Kur’an insanı böyle anlatmaz. İnsan, bir anda sorumluluk yüklenen bir varlık değildir. Sorumluluk, zamana yayılan bir öğrenme sürecidir.
Kur’an’ı eline aldığında aslında sadece bir kitap tutmuyorsun. Bir yol haritası, bir pusula, bir ayna tutuyorsun. Ama çoğu zaman fark etmeden yapıyoruz bunu. Kapağını açıyoruz, birkaç satır okuyoruz, sonra hayat kaldığı yerden devam ediyor. Oysa Kur’an, raflarda durmak için inmedi. Hayatın içine girmek için indi.