Kategori: Kısa Kısa

25 Ekim 2026

TARİKATLARIN GÜCÜ, MEDYANIN SESSİZLİĞİ VE SİYASETİN HESABI — Özet

Bir toplumda din adına ortaya çıkan yapıların güç kazanması tek başına sorun değildir. Asıl sorun, bu gücün hangi anlayış üzerine kurulduğu, nasıl kullanıldığı ve zamanla kendisini denetimden uzak tutabilecek bir konuma ulaşıp ulaşmadığıdır. Dinî bağlılıkla başlayan bir ilişki, sorgulanamaz bir otoriteye dönüştüğünde mesele artık yalnızca inanç alanında kalmaz; insanların düşünme özgürlüğünü, ekonomik tercihlerini, toplumsal ilişkilerini ve siyasi tutumlarını da etkileyebilir. Bu nedenle tarikatlar meselesini yalnızca dinî bir tercih olarak değil, dinî otoritenin nasıl güç ürettiği ve bu gücün kim tarafından denetlendiği sorusu üzerinden ele almak gerekir.

23 Ekim 2026

İNFAK: SAHİP OLDUĞUMUZU PAYLAŞABİLMEK – Özet

İnfak, Kur’an’ın insanlara kazandırmak istediği önemli ahlaki sorumluluklardan biridir. Ancak infakı yalnızca ihtiyaç sahiplerine yapılan gönüllü bir bağış olarak değerlendirmek, konunun özünü eksik anlamaktır. İnfak; insanın sahip olduğu malı nasıl değerlendirdiğini, başkalarının ihtiyaçlarına karşı nasıl bir tutum sergilediğini ve Allah’ın bildirdiği sorumlulukları ne ölçüde yerine getirdiğini gösterir. İnsan çalışıp kazanabilir, mal edinebilir ve geleceği için birikim yapabilir. Fakat bütün bunları yaparken yalnızca kendisini düşünmemeli, sahip olduğu imkânların başkaları açısından taşıdığı anlamı da göz önünde bulundurmalıdır.

22 Ekim 2026

 KADINLAR HAKKINDA NEBİ MUHAMMED’E ATFEDİLEN – Özet

Buhari’de yer alan bir rivayette kadınların akıllarının ve dinlerinin eksik olduğu ileri sürülür. Bu iddia açıklanırken, iki kadının tanıklığının bir erkeğin tanıklığına denk tutulması örnek gösterilir. (Buhari, Hayız, 6; hadis no. 304) Ancak burada önemli bir soru ortaya çıkıyor: Kur’an’da belirli bir işlem için düzenlenen tanıklık hükmünden hareketle, bütün kadınların aklının bütün erkeklerden eksik olduğu sonucuna varılabilir mi?

22 Ekim 2026

ALLAHU EKBER Mİ, ALLAHU KEBÎR Mİ? HANGİSİ DAHA DOĞRU? – Özet

Günlük hayatımızda sıkça kullandığımız “Allahu Ekber” ifadesinin anlamını ne kadar düşünüyoruz? Bu söz geleneksel olarak “Allah en büyüktür” şeklinde çevrilir. Oysa Arapçada ekber kelimesi, bağlama göre “daha büyük” veya “en büyük” anlamına gelir. Burada önemli bir soru ortaya çıkar: “En büyük” demek, başka büyüklerin de bulunduğu düşüncesini beraberinde getirmez mi? Allah’ın eşsizliğini ve hiçbir varlığın O’na denk olmadığını kabul ederken, O’nun büyüklüğünü karşılaştırma bildiren bir kelimeyle anlatmak üzerinde düşünülmesi gereken bir konu değil midir?

18 Ekim 2026

KUR’AN VE İNSAN İLİŞKİSİ – Özet

Kur’an, Allah’ın insanlara doğru yolu göstermek, sorumluluklarını bildirmek ve hayatlarını doğru ölçülere göre düzenlemelerini sağlamak amacıyla indirdiği ilahî kitaptır. Allah, insanı yaratmakla kalmamış; ona seslenmiş, düşünmesini, aklını kullanmasını ve doğruyla yanlışı ayırt etmesini istemiştir. Nitekim “Şüphesiz bu Kur’an en doğru yola iletir.” (İsrâ 17/9) ayeti, Kur’an’ın insan hayatındaki yerini açıkça ortaya koyar.

18 Ekim 2026

BOŞ SÖZLERDEN UZAK DURAN MÜMİNLER – Özet

İnsan hayatı yalnızca yaptığı işlerle değil, söylediği ve dinlediği sözlerle de şekillenir. Söz bazen insanı yükseltir, bazen de onu gereksiz tartışmaların ve anlamsız konuşmaların içine sürükler. Bu yüzden Kur’an, müminlerin sadece doğruyu söylemesini değil, aynı zamanda boş ve faydasız sözlerden uzak durmasını da önemli bir ahlaki ilke olarak ortaya koyar.