Günümüzde birçok insan, inançlarını ve dini pratiklerini şekillendiren unsurların kaynağını sorgulamadan kabul etmektedir. Ancak, bu durumun gerisinde yatan gerçek, çoğu zaman Resulullah’a gönderilen İslam dininin özünden uzaklaşılmasıdır.
İnsanlar âleminin yaratılış gayesi, Yüce Allah’ın istediği gibi yolumuzun, yönümüzün ve istikametimizin bir olmasıdır. Günümüzde “Müslümanım” diyenleri düşündüğümüzde, tek bir ümmet olup olmadığımız sorusu akla geliyor.
Kardeşim, hepimizin hayatında böyle anlar olmuştur: sevdiğimiz birini, tuttuğumuz takımı, desteklediğimiz partiyi ya da ait olduğumuz grubu savunmak isteriz. Bazen haklı olduklarından emin değilizdir ama yine de duygularımız ağır basar. İşte tam burada dikkat etmemiz gereken bir şey var: bu tutum, adaletin ve doğru şahitliğin önüne geçebilir.
Müminlerin davranışları, Kur’an-ı Kerim’de belirtilen birçok ilkeye dayanmaktadır. Bu ilkeler, onların yaşamlarını şekillendiren ve topluma katkıda bulunan değerlerdir. İşte müminlerin yapması gereken bazı önemli davranışlar:
Nebi Muhammed döneminde, Mekkeli müşrikler Yüce Allah’ın kitabını anlamalarına rağmen, ona inanmadılar ve güven duymadılar.