Kardeşim, hepimizin hayatında böyle anlar olmuştur: sevdiğimiz birini, tuttuğumuz takımı, desteklediğimiz partiyi ya da ait olduğumuz grubu savunmak isteriz. Bazen haklı olduklarından emin değilizdir ama yine de duygularımız ağır basar. İşte tam burada dikkat etmemiz gereken bir şey var: bu tutum, adaletin ve doğru şahitliğin önüne geçebilir.
Kur’an bu konuda bize çok net bir uyarıda bulunuyor. Nisa Suresi 135. ayette şöyle deniyor:
“Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana babanız ve yakınlarınız aleyhine de olsa Allah için şahitlik eden kişiler olun! Haklarında şahitlik ettikleriniz zengin de fakir de olsalar Allah onlara sizden daha yakındır. Arzularınıza uyarak adaletten sapmayın! Şahitliği eğip büker ya da ondan kaçınırsanız, bilin ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”
Görüyor musun? Ayet çok açık. Adalet, sadece başkaları için değil, kendimiz ve en yakınımız için de geçerli. Hatta kendi aleyhimize bile olsa doğruyu söylemek, doğruya şahitlik etmek zorundayız. Çünkü şahitlikte taraf tutmak, gerçeği eğip bükmek ya da susmak inancımızla çelişiyor.
O yüzden emin olmadığımız konularda şahitlik yapmaktan kaçınmalıyız. Aksi halde sadece bir kişiyi değil, bütün toplumu olumsuz etkileyebiliriz. Yanlış bilgi vermek, toplumsal huzuru da güveni de zedeler. Düşünsene, herkes birazcık da olsa gerçeği eğip bükse, kime güvenebilirsin? İşte bu yüzden her bireyin adil olması, toplumsal barışın temel taşını oluşturuyor.
Sonuç şu: her durumda adil davranmak, imanımızın en temel gereklerinden biri. Sevdiklerimizin yanında yer almak elbette doğal; ama onların haklı olduğundan emin olmadan savunmak doğru değil. Doğruya şahitlik etmek hem kişisel sorumluluğumuz hem de toplumsal bir görevimizdir. Çünkü adalet, Allah’ın katında en büyük ölçüdür.
Selam ve dua ile…
aydinorhon.com
Formun Üstü
Formun Altı
Yazı gezinmesi
Aydın Orhon, 1953 yılında Çorum'da doğmuştur. 1975 yılından bu yana yaşamını İstanbul'da sürdürmektedir. Hayatının önemli bir bölümünü iş dünyasında geçirmiş, bunun yanında Kur’an üzerine araştırma ve incelemelerini kesintisiz olarak sürdürmüştür. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi mezunu olan Orhon, eğitim alanında meslek hayatına devam etmemiştir. Bunun yerine özel sektörde çeşitli görevler üstlenmiş; farklı şirketlerde Yönetim Kurulu Üyeliği, Genel Müdürlük ve Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmıştır. İş hayatı boyunca edindiği tecrübe ve birikimi, hayatın farklı alanlarında değerlendirme imkânı bulmuştur. Aydın Orhon kendisini bir yazar veya din âliminden çok, Allah’ın kitabını anlamaya ve yaşamaya çalışan bir Kur’an talebesi olarak tanımlamaktadır. Uzun yıllardır Kur’an’ın mesajını, kavramlarını ve insan hayatına yönelik çağrısını araştırmakta; elde ettiği sonuçları yazıları ve kitapları aracılığıyla okuyucularla paylaşmaktadır. Özellikle son yıllarda çalışmalarını yoğunlaştıran Orhon, Kur’an’ın kendi bütünlüğü içerisinde anlaşılması gerektiği düşüncesi üzerinde durmaktadır. Ona göre insanların inançlarını, geleneklerini ve din anlayışlarını Allah’ın kitabı ışığında yeniden değerlendirmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu amaçla kaleme aldığı eserlerinde okuyucuyu düşünmeye, sorgulamaya ve Kur’an üzerinde doğrudan tefekkür etmeye davet etmektedir. Hakikat Serisi’nin ilk kitabı olan “İnandığın Din Kimin?” yayımlanmıştır. Bu eser, inanç ve din anlayışının kaynağını Kur’an merkezli bir bakış açısıyla ele almaktadır. Allah izin verirse, Hakikat Serisi yeni kitaplarla devam edecek; Kur’an’ın mesajını farklı yönleriyle ele alan çalışmalar okuyucuyla buluşmayı sürdürecektir. Aydın Orhon, bugün de çalışmalarına İstanbul’da devam etmekte; araştırma, inceleme ve yazım faaliyetlerini sürdürmektedir.