23 Ekim 2026

İNFAK: SAHİP OLDUĞUMUZU PAYLAŞABİLMEK – Özet

İnfak, Kur’an’ın insanlara kazandırmak istediği önemli ahlaki sorumluluklardan biridir. Ancak infakı yalnızca ihtiyaç sahiplerine yapılan gönüllü bir bağış olarak değerlendirmek, konunun özünü eksik anlamaktır. İnfak; insanın sahip olduğu malı nasıl değerlendirdiğini, başkalarının ihtiyaçlarına karşı nasıl bir tutum sergilediğini ve Allah’ın bildirdiği sorumlulukları ne ölçüde yerine getirdiğini gösterir. İnsan çalışıp kazanabilir, mal edinebilir ve geleceği için birikim yapabilir. Fakat bütün bunları yaparken yalnızca kendisini düşünmemeli, sahip olduğu imkânların başkaları açısından taşıdığı anlamı da göz önünde bulundurmalıdır.

23 Ekim 2026

İNFAK: SAHİP OLDUĞUMUZU PAYLAŞABİLMEK

İnsan, sahip olduğu malın ne kadarını kendisine ait görmeli? Kazandığımız parayı, biriktirdiğimiz serveti ve sahip olduğumuz imkânları yalnızca kendi emeğimizin karşılığı olarak mı değerlendirmeliyiz? Yoksa bütün bunların bize bazı sorumluluklar da yüklediğini kabul etmeli miyiz? Bu soruların cevabı, Kur’an’ın infak anlayışını kavrayabilmek açısından önemlidir. Çünkü infak, yalnızca ihtiyaç sahibine para vermekten ibaret değildir. İnsanın malıyla kurduğu ilişkiyi, başkalarına karşı sorumluluğunu ve dünya hayatında nasıl bir insan olmak istediğini ortaya koyan temel bir ilkedir.

22 Ekim 2026

 KADINLAR HAKKINDA NEBİ MUHAMMED’E ATFEDİLEN – Özet

Buhari’de yer alan bir rivayette kadınların akıllarının ve dinlerinin eksik olduğu ileri sürülür. Bu iddia açıklanırken, iki kadının tanıklığının bir erkeğin tanıklığına denk tutulması örnek gösterilir. (Buhari, Hayız, 6; hadis no. 304) Ancak burada önemli bir soru ortaya çıkıyor: Kur’an’da belirli bir işlem için düzenlenen tanıklık hükmünden hareketle, bütün kadınların aklının bütün erkeklerden eksik olduğu sonucuna varılabilir mi?

22 Ekim 2026

KADINLAR HAKKINDA NEBİ MUHAMMED’E ATFEDİLEN RİVAYETLER: KUR’AN’IN ÖLÇÜSÜ NE DİYOR?

Bir toplumda kadının nasıl görüldüğünü anlamak için yalnızca ona tanınan haklara bakmak yeterli değildir. Kadın hakkında hangi sözlerin söylendiğine, onun aklına, inancına, ahlakına ve insan olarak değerine nasıl yaklaşıldığına da bakmak gerekir. Çünkü bir insana sürekli eksik olduğu, uğursuzluk getirdiği veya kurtuluşunun başka bir insanın memnuniyetine bağlı olduğu söylenirse, zamanla bu anlayış onun toplumdaki yerini de belirler.

22 Ekim 2026

ALLAHU EKBER Mİ, ALLAHU KEBÎR Mİ? HANGİSİ DAHA DOĞRU? – Özet

Günlük hayatımızda sıkça kullandığımız “Allahu Ekber” ifadesinin anlamını ne kadar düşünüyoruz? Bu söz geleneksel olarak “Allah en büyüktür” şeklinde çevrilir. Oysa Arapçada ekber kelimesi, bağlama göre “daha büyük” veya “en büyük” anlamına gelir. Burada önemli bir soru ortaya çıkar: “En büyük” demek, başka büyüklerin de bulunduğu düşüncesini beraberinde getirmez mi? Allah’ın eşsizliğini ve hiçbir varlığın O’na denk olmadığını kabul ederken, O’nun büyüklüğünü karşılaştırma bildiren bir kelimeyle anlatmak üzerinde düşünülmesi gereken bir konu değil midir?

22 Ekim 2026

ALLAHU EKBER Mİ, ALLAHU KEBÎR Mİ? HANGİSİ DAHA DOĞRU?

Günlük hayatımızda bazı sözleri o kadar sık tekrar ederiz ki zamanla ne anlama geldiklerini düşünmeden söylemeye başlarız. Ezan okunurken “Allahu Ekber” deriz, namazda aynı ifadeyi tekrarlarız. Sevinçli veya şaşırtıcı olaylar karşısında da bu sözü kullanırız. Peki, söylediğimiz sözün tam olarak ne anlama geldiğini hiç düşündük mü? Allah’ın büyüklüğünü ifade etmek için neden ekber kelimesini kullanıyoruz? Kur’an’da Allah’ın büyüklüğünü anlatan başka kelimeler de varken bunlar arasındaki anlam farkı nedir? “Allahu Ekber” demeye devam mı etmeliyiz, yoksa “Allahu Kebîr” demek mi daha doğru olur?