KISA KISA… |
• Kur’an’daki “asa”, bir sopa değil; vahyin verdiği bilgi ve hakikat dayanağıdır.
• Kur’an’daki “asa”, bir sopa değil; vahyin verdiği bilgi ve hakikat dayanağıdır.
Bazen din denildiğinde akla ilk gelen şey “yasaklar” olur. Oysa Kur’an’ın ana çağrısı kolaylıktır, temizliktir ve insanın fıtratına uygun bir yaşamdır. Yasaklar, çoğu zaman insanın kendi eliyle çoğalttığı yüklerdir. İşte Kur’an, bu noktada bizi durdurur ve sorar: “Gerçekten Allah mı zorlaştırdı, yoksa siz mi?”
İnsan, dünyaya gözünü açtığı andan itibaren farkında olsun ya da olmasın bir arayışın içine düşer. Çocukken bu arayış “Bu neden böyle?” sorusuyla başlar, büyüdükçe “Ben kimim, nereye gidiyorum?” sorusuna dönüşür. Hayat ilerledikçe sorular değişir ama arayış bitmez. Çünkü insan, sadece yemek içmek için yaratılmamıştır. İçinde, doğruyu bulma isteği vardır.
İsveç’te bir kişi Kur’an’ı yaktı. Haberi duyunca herkesin içi yandı. “Nasıl yapar böyle bir şey!” diye tepki gösterdik. Bu, doğal bir refleks elbette. Çünkü Kur’an bizim için sadece bir kitap değil, Allah’ın kelamı, insanlığa gönderilmiş ilahi bir rehberdir. Ama biraz durup düşünelim kardeşim; o kişi gerçekten neyi yaktı? Kâğıdı mı, mürekkebi mi, yoksa mesajı mı? Aslında yanan sadece kâğıt ve mürekkep oldu. Çünkü Kur’an’ın özü, […]
Geçtiğimiz günlerde bir adamın Kur’an-ı Kerim’i yaktığını duyduk. İçimiz acıdı. “Bu nasıl bir saygısızlık?” dedik. Haklıyız. Çünkü Kur’an bizim için sıradan bir kitap değildir. O, Allah’ın kelamıdır. Bize yol göstermek için gönderilmiştir.
Kur’an’ın tartısı rakamları değil, değeri tartar. Büyük işler değil, samimiyet ağır gelir. Zerre kadar iyilik kaybolmaz; zerre kadar yanlış da görmezden gelinmez.
“Bugün kimseye zerre kadar haksızlık edilmez.” (Yâsîn 36:54)