Ay: Şubat 2026

8 Şubat 2026

Kur’an’ı Terk Etmek: Tarihten Günümüze Aynı Hata

Gel bu işe en baştan, en sade yerden başlayalım. Çünkü mesele ne kadar süslenirse süslensin, özünde çok basit. Allah karmaşık bir din indirmedi. Aksine, karmaşayı bitirmek için vahiy gönderdi. Bunu biz söylemiyoruz; Allah bizzat kendisi söylüyor:

“Allah katında din İslam’dır.” (Âl-i İmrân, 19)

8 Şubat 2026

Helâk: Bir Son Değil, Bir Süreç

Kur’an’da helâk kelimesi geçtiğinde çoğu insanın zihninde ani bir yok oluş belirir. Oysa Kur’an’ın dili, böyle bir ani yıkımı merkeze almaz. Tam tersine, helâk uzun bir sürecin nihai sonucudur. Bir toplum, hakikatle bağını kopardığında, bu kopuş hemen gökten bir ceza indirmez. Önce zihinsel bir çözülme başlar. Ardından ahlaki kayma gelir. Sonra adalet duygusu zayıflar. Zulüm normalleşir. En sonunda ise toplum kendi içinden çürüyerek çöker.

7 Şubat 2026

Aklın Perdelendiği Yer

Kardeşim, Kur’an’da geçen “سُكْر / sukar” kelimesi genellikle “sarhoşluk” diye çevrilir. Ama biraz dikkatli baktığında göreceksin ki bu kelime sadece içkiyle ilgili bir sarhoşluk anlamında değil, çok daha geniş bir kavram olarak kullanılıyor. Kur’an bütünlüğünde “sukr”, insanın aklını devre dışı bırakan, bilincini örten, farkındalığını kaybettiren her türlü haldir.

7 Şubat 2026

Aklın Perdelendiği Yer

Kur’an’da Sukr Kavramı ve Bilincin Kaybı

1. Kur’an’ın Temel Şartı: Bilinçli Muhatap Olmak

Kur’an, insanı muhatap alırken tek bir ön şart koyar:
akıl.

Bu yüzden Kur’an’da emirlerden önce çoğu zaman şu soru gelir:

“Akletmez misiniz?”
“Düşünmez misiniz?”
“İbret almaz mısınız?”

7 Şubat 2026

KADERİN GERÇEK ANLAMI

Kader dendiğinde çoğu insanın aklına, bütün hayatı önceden yazılmış bir senaryo gelir. “Allah ne yazdıysa o olur” cümlesi neredeyse atasözü gibi tekrar edilir. Bir olay yaşandığında da hemen “mukadderat” damgası vurulur. Fakat bu anlayışın Kur’an’ın anlattığı kader kavramıyla uzaktan yakından alakası yoktur. Kur’an’ın kader dediği şey, insanın iradesini ve özgürlüğünü yok eden bir yazgı değil; tam tersine, evrenin işleyişini ayakta tutan ilahi ölçüdür. Yani kader, bir zorunluluk değil; bir düzendir.