Ay: Şubat 2026

27 Şubat 2026

Sadaka: Sistem mi, Vicdan mı?

Kur’an’da “sadaka” kelimesi geçtiğinde çoğu insanın zihninde küçük bir bağış canlanır. Oysa metne yaklaştığımızda bunun çok daha kapsamlı bir kavram olduğunu görürüz.

En belirleyici ayetlerden biri şudur:

“Sadakalar ancak fakirler, miskinler, sadaka işinde çalışan görevliler, kalpleri ısındırılacak olanlar, köleler, borçlular, Allah yolunda olanlar ve yolda kalmışlar içindir. Bu Allah’tan bir farzdır.” (Tevbe, 60)

27 Şubat 2026

Camilerimizin Dışını mı, İçini mi İmar Ediyoruz?

Bir şehir düşünün… Minareleri göğe doğru yükselmiş, kubbeleri ihtişamla ışıldayan camilerle dolu. Mermerler parlıyor, avlular geniş, hat yazıları göz kamaştırıyor. Fakat kapısına yaklaştığınızda çoğu zaman kilitli bir kapı ile karşılaşıyorsunuz. İçeri girseniz bile üç-beş saf insan, on beş dakika içinde salatı eda edip dağılıyor. Geriye kalan saatler? Sessizlik… Hatta yalnızlık.

26 Şubat 2026

Kur’an’a Saygı Nedir, Nerede Başlar?

Kur’an’a saygıyı nasıl biliyoruz? Daha doğrusu, bize öğretilen saygı biçimleri gerçekten Kur’an’ın kendisinin öğrettiği saygı mıdır? Çoğumuzun zihninde saygı; mushafı yüksek bir yere koymak, abdestsiz dokunmamak, yere düşürmemek, üzerine başka kitap koymamak, güzel sesle okumak gibi davranışlarla eş anlamlıdır. Bunların bir kısmı edep çerçevesinde anlamlı olabilir. Fakat şu soruyu kendimize sormadan geçebilir miyiz: Biz Kur’an’ın kendisine mi saygı gösteriyoruz, yoksa Kur’an’ın maddi taşıyıcısına mı?

26 Şubat 2026

ŞAKKU-L KAMER OLAYI

Mekke… Boykot yılları… Şibu Ebu Talip’in dar geçitlerinde sıkışmış bir hayat. Risaletin sekizinci yılı olduğu söylenen bir dönem. Açlık, dışlanmışlık, yalnızlık… Haşimoğulları haram aylarda biraz nefes alabiliyor; Mina’ya iniyor, insan içine karışabiliyorlardı. İşte böyle bir zaman diliminde, rivayetlere göre, müşrikler Nebi Muhammed’den bir mucize istediler: Ay ikiye ayrılsın.

26 Şubat 2026

Diriliş Günü Üzülmeyecekler

İnsan hayatının en derin sorusu şudur: Bütün bu yaşadıklarımız nereye varıyor? Sevinçlerimiz, kayıplarımız, içimizde kimseye açamadığımız kırgınlıklarımız… Hepsi bir gün kapanıp gidecek mi, yoksa bir karşılığı olacak mı?

Kur’an, bu soruya net bir cevap verir: Hayat bir sonla değil, bir dirilişle tamamlanır. Ve o diriliş günü, herkes için aynı olmayacaktır. Kimileri için korku, kimileri için ise tarifsiz bir güven ve huzur günü olacaktır. İşte Kur’an’ın müjdesi burada devreye girer: İman edip salih amel işleyenler için o gün hüzün yoktur.