Dünya: Adaletin Dağıtıldığı Yer mi?
Burada çok temel bir yanılgı var. İnsanlar diyor ki:
“Allah adilse, neden biri zengin, biri fakir?”
Burada çok temel bir yanılgı var. İnsanlar diyor ki:
“Allah adilse, neden biri zengin, biri fakir?”
Bu metin, Kur’an’daki Âdem kıssasını alışılmış anlatıların dışına çıkararak yeniden düşünmeye çağırıyor. Çoğumuzun zihnindeki Âdem hikâyesi; tek bir erkek, onun kaburgasından yaratılan bir kadın, yasak elma ve cennetten kovulma şeklinde ilerler. Ama metin şunu soruyor: Kur’an gerçekten bunu mu söylüyor, yoksa biz yüzyıllardır anlatılan bir hikâyeyi Kur’an’ın içine mi yerleştiriyoruz?
Bu metin, dinin özünden uzaklaşmanın en temel sebeplerinden birinin aşırılığa kaçmak olduğunu vurgular. Tarih boyunca bazı topluluklar, Allah’ın vahyinin önüne beşerî yorumları, kültürel etkileri ve felsefi düşünceleri koymuş; bunun sonucunda tevhid inancı zedelenmiş ve dinin saflığı bozulmuştur. Hristiyanlık örneğinde olduğu gibi, vahyin yön vermesi gereken yerde felsefe ve gelenek dine yön vermiş, Allah’a isnat edilmemesi gereken nitelikler isnat edilmiştir.
Kur’an’a göre dünya hayatı, insanların yaptıklarının karşılığını anında aldığı bir ceza alanı değildir. Eğer Allah, insanları kazandıkları sebebiyle hemen yakalasaydı, yeryüzünde hiçbir canlı kalmazdı. Bu nedenle hüküm ertelenmiş, insanlara belirli bir süre tanınmıştır:
“Eğer Allah, kazandıkları dolayısıyla insanları hemen yakalayıverecek olsaydı, yerin üzerinde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirlenmiş bir süreye kadar erteliyor.” (35/45)
“Kur’an yeter” demek, Nebi Muhammed’i devre dışı bırakmak değildir. Aksine, onun insanları hayatı boyunca çağırdığı merkeze sadık kalmaktır. Nebi Muhammed, kendisine değil; Allah’ın indirdiğine çağırmıştır. Kur’an bu duruşu açıkça ortaya koyar:
“Ben yalnızca bana vahyedilene uyarım.” (A’râf 7:203)
Bu bölümde, Nebi İbrahim’in hayatı ve mücadelesi üzerinden insanın inanç, kararlılık ve direniş kavramlarını derinlemesine ele alıyoruz. Nebi İbrahim, doğduğu toplumda tevhid inancını savunan, tek başına bir ümmet olan, fakat çevresindeki müşrik ve putperest anlayışla sürekli karşı karşıya kalan bir nebi olarak tarih sahnesine çıkar. Onun Nemrut’un gazabı karşısında ateşe atılması kıssası, yalnızca mucizevi bir kurtuluş hikayesi değildir; aynı zamanda inanç ve irade üzerinden insana iç muhasebe yaptıran bir metafordur.