Tefsir Dışarda Değil, Ayetlerin Kendisinde.
Bir düşünelim: Eğer Kur’an’ın açıklamasını Allah Nebi’ye bıraksaydı, gerçekten 6236 ayete gerek olur muydu? Her konu için birkaç ana ayet gönderilir, gerisi de Nebi’ye havale edilirdi. Mesela şefaat konusu… Allah Zümer 44. ayette çok açık bir şekilde şunu söylüyor:
“De ki: Şefaat tümüyle Allah’a aittir. Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. Sonra O’na döndürüleceksiniz.” (Zümer 39:44)
Eğer açıklama görevini Nebi üstlenecek olsaydı, Allah bu ayeti indirir, gerisini Nebi’ye bırakırdı. Ama öyle olmadı. Allah aynı konuyu onlarca kez açıkladı. Neden mi? Çünkü açıklama yetkisi sadece Allah’a ait. Ve bu açıklamalar Kur’an’ın içinde, birbirini tamamlayarak ve pekiştirerek verildi.
Kur’an’da bazı konular için bir değil, beş değil, otuzdan fazla ayet vardır. Şefaat konusu bunlardan biridir. Bir başka örnek: Tevhid. Allah’ın birliği, eşi-benzeri olmadığı, hükümranlığın yalnız O’na ait olduğu onlarca surede vurgulanır. Peki neden? Çünkü Rabbimiz insanı ve onun unutkanlığını, yönlendirmeye açıklığını bilendir. Açıklamaları açık açık kendi yapar; zanna, yoruma, taklide bırakmaz.
Kur’an’ı indirip sonra onun açıklamasını başka birine vermek Allah’ın sünnetine, yani yöntemine aykırıdır. Zira Allah şöyle buyurur:
“Biz sana Kitab’ı hak olarak indirdik ki insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin.” (Nisa 4:105)
“Bu Kur’an, insanlar için bir açıklamadır; doğru yolu gösteren ve rahmettir.” (Ali İmran 3:138)
“Açıklanmış bir Kitap olarak indirilmiştir.” (Hud 11:1)
Allah, Kur’an’ın açıklamalarını da yine Kur’an’la yapar. Bu nedenle aynı konular farklı surelerde tekrar tekrar ele alınır. Bu, açıklamanın dışarıdan değil, içeriden yapıldığının delilidir. Nebi’nin görevi ise sadece bu vahyi insanlara duyurmak, okuma ve uygulamada örnek olmaktır:
“Sana da Zikr’i (Kur’an’ı) indirdik ki insanlara, kendilerine indirileni açıklayasın.” (Nahl 16:44)
Dikkat et: “İndirileni açıklayasın” deniyor. Kur’an dışı bir kaynak üretmek ya da onun dışında yeni bir yorum getirmek değil. Kur’an’ın ayetlerini birbirine açıklamak, indirilen ayetleri insanlara duyurmak…
Bugün bazı kişiler Kur’an’ı anlamak için mutlaka Nebi’nin hadislerine, sözlerine, hatta rivayet zincirlerine başvurmak gerektiğini savunuyor. Oysa Allah, kitabının “eksiksiz ve detaylı” olduğunu söylüyor:
“Biz bu kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” (En’am 6:38)
“Ayrıntılı olarak açıklanmış bir Kitap’tır.” (Fussilet 41:3)
Kur’an’ın tefsiri Kur’an’dadır. Açıklayıcı ayetler, “mübin” (apaçık) ve “mufassal” (detaylandırılmış) olarak zaten içinde mevcuttur. Bu yüzden Allah’tan gelen bu Kitap’ı anlamak için başka bir açıklayıcıya değil, Kur’an’ın bütününe ihtiyacımız vardır. Ayetleri birbirine sorar, bağlantı kurar, bağlam içinde anlar ve kabul ederiz.
Eğer açıklama dışarıdan yapılacaksa, o zaman ayetlerin tekrar tekrar gelmesine gerek kalmazdı. Birkaç kısa cümleyle konu geçiştirilirdi. Ama Allah böyle yapmadı. Çünkü bu dinin ölçüsünü insanlar değil, Allah belirler. O halde biz de bu ölçüyü değiştirmemeliyiz.
Sonuç olarak, Kur’an yalnızca Allah’tan gelir ve yalnızca Allah tarafından açıklanır. Nebi’ye düşen görev ise, o vahyi eksiksiz tebliğ etmektir. Kur’an kendini açıklayan bir kitaptır. Bu yüzden başka bir kaynağa değil, Kur’an’a yönelmeliyiz. Ve Allah’ın ayetlerini yine Allah’ın kitabıyla anlamaya çalışmalıyız.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com