Allah Kimseyi Zorla Saptırmaz, Zorla Bağışlamaz – Tercih İnsanındır
Kardeşim, Kur’an’ı dikkatle okuduğumuzda çok temel bir gerçeği görürüz: Allah kimseyi zorla saptırmaz, kimseyi de zorla bağışlamaz. Sapkınlık da bağışlanma da insanın kendi tercihiyle başlar. Allah, doğru ve eğri yolu yaratır; sonra da bize bu yolları sunar. Biz hangisini seçersek, Allah da onun gereğini yaratır.
Bak, Kur’an’da şöyle buyruluyor:
“Allah’ın indirdiği Kitap’tan bir şeyi göz ardı edip saklayanlar ve onunla değeri az (bir şeyi) satın alanlar; onların yedikleri, karınlarında ateşten başkası değildir. Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları arındırmaz. Ve onlar için acı bir azap vardır.”
(Bakara 2/174)
“Onlar, hidayete karşılık sapıklığı, bağışlanmaya karşılık azabı satın almışlardır. Ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar!”
(Bakara 2/175)
Bu ayetler çok açık bir şekilde gösteriyor: Allah insanların önüne iki teklifte bulunur. Biri hidayettir, diğeri sapkınlık. Birinde bağışlanma vardır, diğerinde azap. Peki Allah bu seçenekleri verdikten sonra ne yapar? Tercihi bize bırakır. Ama biz neyi seçersek, Allah da onun karşılığını yaratır. İşte bu, Kur’an’da geçen “Allah saptırır” ya da “Allah hidayete erdirir” ifadelerinin doğru anlaşılmasıdır.
Bir Örnekle Açalım
Diyelim ki, bir öğrenci var. Önünde iki yol var:
- Yol — Çalışmak, emek vermek, derslerini takip etmek…
- Yol — Boş vermek, tembellik etmek, sınavı önemsememek…
Şimdi öğretmeni bu öğrencinin karşısına geçip diyor ki:
“Bak, çalışırsan başarırsın; tembellik edersen sınıfta kalırsın. Yol senin, karar senin.”
Öğrenci çalışmayı seçerse, başarılı olur. Tembelliği seçerse, başarısız olur. Öğretmen bu sonucu yaratmakla yükümlü değil; ama bu sonucu önceden bildirmiştir. Öğrenci neyi tercih ederse, sonucu da onun olur.
Aynı bunun gibi Allah da der ki:
“Kim hidayeti isterse, Allah onun kalbini açar. Kim sapmayı isterse, onun kalbini daraltır.”
(En’âm 6/125)
Yani Allah her kula iki yol sunar. Bu yollar yaratılmıştır. Hidayet bir seçenektir, sapma da bir seçenektir. Kim neyi seçerse, Allah da o kişinin tercihine uygun yaratımı gerçekleştirir.
Hidayet ve Sapkınlık: Allah’ın Zorlaması Değil, İnsanın Tercihi
Kur’an’da bazı ifadeler ilk bakışta şöyle gibi görünebilir:
“Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir.” (Nahl 16/93)
Ama dikkat et! Bu, rastgele bir dileyip dilediğini yapan bir Tanrı tasviri değildir. Ayetin devamına ve Kur’an bütünlüğüne bakarsan görürsün ki, Allah’ın dilemesi adalet üzerinedir. Allah kimi saptırır? Sapmayı tercih edenleri. Allah kimi hidayete erdirir? Samimi bir kalple doğruyu arayanları.
Bakara 2/26’da şöyle geçer:
“Allah, onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğruya iletir. Ancak fasıkları saptırır.”
Yani saptırma eylemi bile bir şartla gelir: Fasık olanlar, yani bile bile yoldan çıkanlar.
Yani Allah kimseyi “durduk yere” saptırmaz. Kimseyi “keyfince” bağışlamaz. Herkes, neyi satın alırsa onunla karşılaşır. Bu yüzden ayette diyor ya:
“Onlar, hidayete karşılık sapıklığı, bağışlanmaya karşılık azabı satın almışlardır.”
Satın alan insan! Pazarı kuran Allah, tezgâha koyduğu ürünlerden hangisini alacağını seçmek ise sana kalmış.
Sonuç: Allah Teklif Eder, Tercih Eden İnsandır
Allah’ın saptırması ya da bağışlaması insanın tercihine göre şekillenir. Herkesin önüne hayat boyunca nice seçenekler serilir. Kimileri bağışlanmayı seçer; tevbe eder, sorumluluk alır, Allah’ın kitabına yönelir. Allah da ona der ki: “Bağışladım.” Kimileri sapkınlığı seçer; kitabı terk eder, yalanla yaşar, haksızlıkta ısrar eder. Allah da ona der ki: “Saptırdım.”
Bu gerçek, Kur’an’ın birçok ayetinde karşımıza çıkar. Ve bizi sürekli şunu hatırlamaya çağırır:
“Sen neyi seçiyorsun?”
Selam ve dua ile…
aydinorhon.com