Başörtüsü: Geleneğin Dayatması mı, Kur’an’ın Mesajı mı?
Kardeşim, yıllardır toplumda başörtüsü meselesi dinin en önemli konusuymuş gibi anlatılıyor. “Başını örtmeyen kadın dinden çıkar”, “Örtüsüz kadın Allah’ın emrine karşı gelmiştir” gibi sözler duyuyoruz. Peki gerçekten öyle mi? Hadi gel birlikte Kur’an’a bakalım ve hakikati görelim.
Önce şunu bilmemiz lazım: Allah “Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve din olarak size İslam’ı seçtim” (Maide 3) diyor. Yani din tamamlanmış. Din adına bir şey söylemek istiyorsan, mutlaka Kur’an’da delilin olacak. Ama başörtüsü konusunda böyle kesin bir emir var mı? Hayır.
Gelenek ne söylüyor?
Geleneksel din anlayışı, başörtüsünü İslam’ın temel şartı gibi görüyor. Kadın başını örtmezse günahkâr olur, hatta bazıları “dinden çıkmıştır” diyor. Bu anlayışa göre kadın saçını gösterirse iffetini kaybeder. Yani bir bez parçası, kadının imanının ölçüsü haline getirilmiş.
Kur’an ne söylüyor?
Kur’an ise çok daha farklı bir şey söylüyor. Nur suresi 31. ayette Allah kadınlara diyor ki:
“Gözlerini sakınsınlar, iffetlerini korusunlar, ziynetlerini açmasınlar… Başörtülerini yakalarının üzerine vursunlar.”
Bak kardeşim, ayette “başınızı örtün” yok. Kadınlar zaten başlarına bir örtü alıyordu. Allah burada “o örtüyü göğsünüzü ve boynunuzu kapatacak şekilde kullanın” diyor. Yani mesele baş değil, iffet. Ziynet açılmasın, mahremiyet korunsun, kadının cazibesi teşhir edilmesin.
Ahzab suresi 59’da da şöyle diyor:
“Dışarı çıktıklarında cilbablarını (dış elbiselerini) üzerlerine alsınlar. Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için daha uygundur.”
Burada da Allah, kadının iffetli, saygın ve tacizden korunmuş bir şekilde toplumda var olmasını istiyor. Ama yine başı örtmek, yüzü kapatmak, saçları gizlemek gibi ayrıntılar yok.
Çelişki nerede?
Gelenek, başörtüsünü farz yapıyor. Kur’an ise “iffet” diyor. Gelenek, “saçını gösteren kadın günahkâr” diyor. Kur’an ise “gözünü haramdan sakın, iffetini koru” diyor (Nur 30-31).
Gelenek, “örtüsüz kadın dinden çıkar” diyor. Kur’an ise “Allah katında üstünlük takvadadır” diyor (Hucurat 13).
Demek ki dinin merkezine konulan şey bez parçası değil; takva, yani Allah bilinci. Kur’an, kalplere sesleniyor. Allah kalbinizi biliyor, niyetinizi biliyor. Saçınızı kapatsanız da kalbiniz bozuksa fayda etmez; saçınız açık olsa da kalbiniz temizse Allah katında değerlisiniz.
Asıl tehlike nedir?
Asıl tehlike, Allah’ın indirmediği bir hükmü dine sokmaktır. Bu şeytanın işidir. Kur’an bize soruyor: “Allah’ın size indirdiği rızıklardan hangisini haram kıldınız? Allah mı izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?” (Yunus 59). İşte başörtüsünü Allah’ın kesin emri gibi göstermek, Allah’a iftira atmaktır.
Üstelik kardeşim, bu dayatmalar yüzünden toplumda kadın sürekli baskı altında bırakılıyor. Örtüsüz kadına kötü gözle bakılıyor, hatta dinden çıkmış gibi görülüyor. Oysa Kur’an’da böyle bir hüküm yok. Allah bize asla “örtüsüz kadın kâfirdir” demiyor. Bu tamamen insanların eklemesi.
Sonuç ne?
Sonuç şu: Kur’an’a göre başörtüsü farz değildir. Allah’ın istediği şey, iffettir, edep çerçevesidir, takvadır. İsteyen kadın başını örter, isteyen açık kalır. Ama hiçbiri diğerine üstün değildir. Asıl üstünlük, kalptedir.
Ve şunu da unutma kardeşim: Eğer Nur suresi 31. ayetten yola çıkarak başını örtmeyi tercih ediyorsan, bu senin kendi inancının gereği olarak saygıdeğer bir seçimdir. Ama bu tercihi, sadece bir bez parçasıyla sınırlama. Asıl mesele, davranışlarında, duruşunda, insanlarla ilişkinde iffetini ve ahlakını yansıtabilmendir. Yani başını örtüyorsan, bunu Allah bilinciyle bütünleştir. Örtünmek bir hak ve değer haline geliyorsa, onun hakkını vermek de ancak hayatın tamamında dürüstlük, hoşgörü ve güzel ahlakla mümkün olur.
Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com