Nebiler ve Mucizeler – Kur’an Perspektifi
Kâinattaki her varlık (toprak, ağaç, dağ, insan, savaş, barış vb.) Allah’ın mucizesidir.
Peygamberler doğrudan mucizeler göstermez; onlara sadece vahiy mucizesi verilmiştir.
Kâinattaki her varlık (toprak, ağaç, dağ, insan, savaş, barış vb.) Allah’ın mucizesidir.
Peygamberler doğrudan mucizeler göstermez; onlara sadece vahiy mucizesi verilmiştir.
Evlilik, Kur’an’da sadece bir sözleşme değil, aynı zamanda bir sorumluluk, bir rehberlik ve bir eğitim süreci olarak ele alınır. İnsan ilişkileri bazen karmaşıklaşabilir, bazen duygular öne geçer; işte Kur’an bu noktada, adım adım ilerleyen bir sistem sunar.
Kur’an, insan hayatını düzenlerken soyut ilkeler koyup kenara çekilmez. Hayatın içine iner. Savaşın olduğu yere de iner, evliliğin kurulduğu ocağa da iner, esir alınmış bir insanın kalbine de iner. Çünkü Kur’an’ın muhatabı sadece huzurlu zamanların insanı değildir; savaşın, yoksulluğun, dağılmış ailelerin, kırılmış hayatların insanıdır.
İnsan kendini ne kadar özgür zannederse zannetsin, bir yere dönmeden yaşayamaz. Bu dönüş bazen bir fikir olur, bazen bir kişi, bazen bir düzen, bazen bir korku, bazen de bir arzu. Ama mutlaka bir merkez vardır. İnsan, merkezsiz kalamaz. Çünkü merkezsizlik, savrulmadır; savrulma ise insanın fıtratına aykırıdır.
İnsanın yaratılışında nefis, sürekli bir sınav unsuru olarak vardır. Nefis, insanı dünya arzularına ve sapkın isteklerine yönlendirir. Nebi Davud örneğinde olduğu gibi, insanın sahip olduğu mal ve güç, doğru kullanılmadığında zulme ve haksızlığa yol açabilir:
Nebi Süleyman… İsmi, tarih boyunca güç, bilgelik ve adaletle özdeşleşmiştir. Kur’an’da ise onun hikâyesi yalnızca bir devlet büyüğü ya da zengin bir hükümdar olarak anlatılmaz; o, Allah’ın bir Nebi ve resulüdür. Ve tıpkı diğer Nebiler gibi, onun mülkü ve gücü de Allah’ın izniyle olmuştur.