Kategori: Makale

7 Haziran 2026

UYDURULMUŞ DİN VE MUCİZE MASALLARI: KUR’AN’IN ORTAYA KOYDUĞU GERÇEK

İnsanlar tarih boyunca elçilerden olağanüstü işler bekledi. Gökyüzünden sofralar inmeli, dağlar yerinden oynamalı, taşlar konuşmalı, ölüler dirilmeli, doğa kuralları sürekli askıya alınmalıydı. Çünkü insanların önemli bir kısmı hakikati düşünerek değil, etkilenerek kabul etmeye meyilliydi.

Bugün de benzer bir durum yaşanıyor. Nebi hakkında anlatılan rivayetlere baktığında, sanki hayatının büyük bölümü mucize gösterileriyle geçmiş gibi bir tabloyla karşılaşıyorsun. Ağaçların selam vermesi, taşların konuşması, parmaklarından su akması, kütüğün ağlaması, ayın ikiye bölünmesi ve daha niceleri…

5 Haziran 2026

DAVUD’UN İKİ DAVACISI: TAKVA VE NEFİS SAVAŞI

Kur’an’da anlatılan Davud kıssası, yüzeyde iki adam arasındaki bir koyun meselesi gibi görünse de aslında insan ruhunun derinliklerine ışık tutan sarsıcı bir anlatımdır. Karşımıza çıkan iki davacı, sadece mülkiyet kavgası yapan sıradan kişiler değil; onlar takva ile nefis, iyilik ile kötülük fonksiyonlarını temsil eden iki içsel kuvvettir. Bu yönüyle darb-ı mesel, insanın kendi iç dünyasında her an vermekte olduğu kararların sembolik ve muazzam bir sahneye konuluşudur. Hiç fark ettin mi, zihninde ve kalbinde sürekli birbiriyle çatışan o iki sesi? Biri seni fedakarlığa ve adalete çağırırken, diğeri sürekli mazeretler üreterek seni bencilliğe sürükler. İşte bu kıssa, tam olarak o içsel savaşın ilahi kelamla resmedilmiş halidir.

5 Haziran 2026

İKİ YOL: RABBÂNÎ VE GAYRİ RABBÂNÎ, VE İNSANIN SEÇİMİ

İnsanın varoluşsal serüveni, bütünüyle bir irade ve yönelim sınavıdır. Kur’an, hayatın karmaşık labirentlerini tek bir hakikate indirger: Önümüzde yalnızca iki kulvar vardır ve yapılan her eylem, bu iki yoldan birini besler. İnsan her an ya vahyin inşa ettiği rabbânî ahlaka doğru bir adım atar ya da hevanın, kibrin yönlendirdiği gayri rabbânî karanlığa doğru sürüklenir. Bu ayrım, insanın kâinattaki yerini ve sorumluluğunu belirleyen ana eksendir.

4 Haziran 2026

SÜNNETULLAH’IN DEĞİŞMEZLİĞİ VE MUCİZE ALGISININ KUR’ANÎ ANALİZİ

Geleneksel din algısının en büyük çıkmazlarından biri, Allah’ın azametini ve gücünü evrene koyduğu muazzam kuralların işleyişinde değil, bu kuralların delinmesinde aramasıdır. İnsanoğlu, kendi ürettiği aciz makinelerin bile tıkır tıkır işlemesini bir başarı sayarken, iş yaratılışa gelince nedense Yaratıcı’nın sürekli kendi sistemine müdahale edip kuralları bozduğunu varsayar. Oysa Kur’an, ilk ayetinden son ayetine kadar bizi muhteşem, tutarlı ve asla sapmayan bir kozmik sisteme bakmaya davet eder. Bu sistemin Kur’an’daki adı Sünnetullah’tır.

4 Haziran 2026

KUR’AN’DA YOK AMA HAYATTA VAR: BİR MÜSLÜMAN’IN NEDEN BU KADAR ÇOK HURAFESİ VAR?

Sokakta yürürken, bir aile sohbetinde otururken ya da sosyal medyada birkaç dakika geçirirken dikkatini çekmiştir. Din adına söylenen birçok şey var ama bunların önemli bir kısmını Kur’an’da bulmak mümkün değil.

Birileri belirli gecelerin diğer insanlardan daha fazla kurtuluş garantisi taşıdığını söylüyor. Birileri belli sayıların gizemli gücünden bahsediyor. Kimi insanlar bir nesneyi uğurlu kabul ediyor, kimi insanlar ise belirli uygulamaların kendilerini görünmeyen tehlikelerden koruyacağına inanıyor.

3 Haziran 2026

YERYÜZÜ ADALETİN DAĞITILDIĞI YER DEĞİL,ADALETİN İMTİHAN EDİLDİĞİ YERDİR

Kur’an’ı dikkatle okuduğunda çok net bir gerçek görürsün: Yeryüzü, Allah’ın doğrudan adalet dağıttığı bir alan değildir. Burada adaleti tesis etmek, insanın imtihanıdır. Bu dünya farklılıklarla örülmüş, güç dengelerinin kimi zaman bozulduğu, imkanların eşit dağılmadığı bir hayattır. Zengin olan avantajlı görünür, güçlü olan öne çıkar, sesi çok çıkan kendini haklı zanneder. Ama Kur’an bu tablonun ardındaki gerçeği bize hatırlatır: Güç imtihandır. Zenginlik imtihandır. Farklılıklar imtihandır. Ve çoğu zaman avantaj gibi görünen şey, insanı Allah katında dezavantajlı hale getirir.