25 Aralık 2024

Çoğunluğun Akıl Kullanma ve İman Sorunları

ile aydinorhon

KISA KISA…
Çoğunluğun Akıl Kullanma ve İman Sorunları

İnsanoğlu, tarih boyunca inançlar ve fikirler etrafında kümelendi. Kimi dönemlerde putların peşine takıldı, kimi zaman da “çoğunluk ne diyorsa doğrudur” diyerek sürü psikolojisiyle hareket etti. Oysa Kur’an, bize sayılara değil akla güvenmeyi öğretir. Çünkü Rabbimiz defalarca uyarır: “Çoğunluk aklını kullanmaz.” (Maide 5:103)

Bu ifade, insanın en zayıf yönünü gösterir: düşünmeden inanmak. Çoğu kişi, kendisine aktarılanı sorgulamadan kabul eder, böylece kendi aklını devre dışı bırakır. Oysa Allah, insanı akıl sahibi kılmış ve “düşünesiniz diye” ayetlerini açıklamıştır. Aklını kullanmayan, gerçeği göremez; hatta görse bile tanıyamaz hale gelir.

Kur’an der ki: “Çoğunluk yoldan çıkmıştır.” (Zuhruf 43:78)
Bu, sayının doğruluğun ölçüsü olmadığını anlatır. Hakikat, kalabalıkların sesiyle değil, vahyin ışığıyla bulunur. Tarih boyunca da böyle olmuştur. Nebiler hep azınlıktaydı, çünkü çoğunluk hakikati değil, alışkanlığı tercih etti.

“Onların çoğu zanna uyar.” (Yunus 10:36)
Zan, yani kesin bilgiye dayanmayan kanaat… Bugün de insanlar, din konusunda zanna sarılmış durumda. Rivayetleri dinin temeli sanıyor, mezheplerin yorumlarını vahiy gibi kabul ediyor. Oysa Allah apaçık bildiriyor: “Zan, hakikatin yerini tutmaz.” (Necm 53:28)

Kur’an ayrıca “Çoğunluk gafildir.” (Yunus 10:12) buyurur.
Gaflet, gerçeği bilmesine rağmen umursamamak, görmezden gelmektir. İnsan, kendi nefsini temize çıkarma eğilimindedir; hoşuna gitmeyeni duymak istemez. Böylece gafletin sisine bürünür ve iman zayıflar.

“Çoğunluk iman etmez.” (Bakara 2:100) ve “Çoğunluk resulleri yalanlar.” (Müminun 23:44) ayetleri de bu gerçeği tamamlar. Elçiler her zaman azınlık tarafından desteklenmiştir. Çünkü hakikat, insanın rahatını bozar. Gerçekle yüzleşmek cesaret ister; çoğu kişi bu cesareti gösteremez.

“Çoğunluk haktan hoşlanmaz.” (Zuhruf 43:78) der Rabbimiz.
Çünkü hak, insanın çıkarlarını, menfaatini, dünyevi alışkanlıklarını sarsar. İnsanlar genelde “doğru”yu değil, “rahat” olanı seçer. İşte bu nedenle Allah uyarır:
“Yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar sadece zanna uyarlar ve yalan uydururlar.” (En’am 6:116)

Aynı uyarı başka ayetlerde de gelir.
“Gerçek şu ki, Allah katında yeryüzündeki en kötü canlılar, akıllarını kullanmayanlardır.” (Enfal 8:22)
Bu ifade sert ama çok nettir. Allah’ın nazarında, aklını kullanmayan insan, canlıların en kötüsüdür. Çünkü akıl, hakikatin kapısını açan anahtardır. O anahtarı elinden atan, gerçeğe ulaşamaz.

Yine Kur’an’da şöyle denir:
“Dediler ki: Eğer biz dinleseydik veya aklımızı kullansaydık, bu çılgın ateşin halkı arasında olmazdık.” (Mülk 67:10)
Bu söz, pişmanlığın ifadesidir. İnsanlar, aklını kullanmadığı için hem dünyada hem ahirette kaybedenlerden olur.

Bir başka ayet ise bunu tamamlar:
“Onlara: ‘Gökten suyu indirip onunla ölü toprağa hayat veren kimdir?’ diye sorsan, ‘Allah’tır’ derler. Yine de akıllarını kullanmazlar.” (Ankebut 29:63)
Yani aslında birçok insan Allah’ı inkâr etmez, fakat O’nun mesajına yönelmekte, kitabına teslim olmakta eksik kalır. Çünkü iman sadece “inanıyorum” demek değildir; düşünmek, kavramak ve bilinçli bir şekilde teslim olmaktır.

Demek ki kardeşim, mesele çoğunluğa uymak değil; hakikati aramaktır. Allah, aklını kullananları över, düşünmeyenleri ise uyarır. Kurtuluş, kalabalıklarda değil; samimi arayışta gizlidir.

Kendimize şu soruyu sormamız gerekir: Gerçekten Allah’ın kitabına iman ediyor muyuz? Yoksa sadece toplumun inandığı şekilde mi inanıyoruz?
Çünkü iman, kalpten gelen bir söz değil, akılla desteklenen bir karardır.

Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com