Geçici Zevklerin Ardındaki Hakikat
Kardeşim, Kur’an-ı Kerim’de tekrar tekrar karşımıza çıkan bir gerçek var: Dünya hayatı aslında geçici bir oyun ve eğlenceden ibaret. Ankebut 64’te şöyle buyurulur: “Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Asıl hayat, ahiret yurdudur. Keşke bilselerdi.” Bu ayet, bize hem dünyanın geçiciliğini hatırlatıyor hem de gerçek hayatın ahiret olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.
Şimdi bir düşünelim… Bizim yaşadığımız hayat, koca bir sahne gibi. Çocukken oyunlarla oyalanıyoruz, büyüyünce kariyer, mal-mülk, şöhret, makam gibi şeylerin peşine düşüyoruz. Sosyal medyada bir fotoğraf, bir beğeni ya da birkaç saniyelik şöhret için harcanan onca emek… Bunlar gerçekten kalıcı mı? Yoksa oyunun farklı versiyonları mı? Kur’an işte tam bu noktada bizi uyandırıyor: “Gerçek hayat bu değil.”
Başka bir ayette, En’âm 32’de şöyle denir: “Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu, Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” Burada özellikle “aklınızı kullanmayacak mısınız?” ifadesi çok çarpıcıdır. Yani mesele, dünyadan tamamen el-etek çekmek değil, oyunu oyun olarak görmek, asıl hedefi unutmamak.
Bugünün dünyasında eğlence ve oyun kavramı, tüketim kültürünün en güçlü silahı haline gelmiş durumda. Telefon ekranlarında saatlerimizi çalan uygulamalar, sahte mutluluk vaat eden reklamlar, sürekli daha fazlasını istememizi sağlayan tüketim döngüsü… Bunlar hep ayetin dediği “oyun ve eğlence”nin modern kılıfları. İnsan, asıl amacı unutup bu kısır döngüye kapıldığında, aslında kendi ömrünü boşa tüketiyor.
Ama dikkat et, Kur’an hiçbir zaman “dünyayı terk edin, tamamen zevklerden uzaklaşın” demiyor. Aksine, Allah’ın verdiği nimetleri tatmamızı istiyor. Fakat önemli olan, nimetleri amaç değil araç olarak görmek. Hadid 20’de şöyle buyruluyor: “Bilin ki dünya hayatı ancak oyun, eğlence, süs, aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir: Bitirdiği ekin çiftçilerin hoşuna gider, sonra kurur, sararır, sonra da çerçöp haline gelir. Ahirette ise ya şiddetli azap vardır ya da Allah’ın bağışlaması ve hoşnutluğu. Dünya hayatı aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.”
Bu ayet aslında dünya hayatının görsel bir tasvirini çiziyor. Önce yemyeşil, cazip ve parlayan bir hayat… Sonra sararıp solan, en sonunda ise çöp olup giden bir ömür. İnsan bu döngüyü görmek istemez, hep kalıcıymış gibi yaşar. İşte aldanma tam da burada başlıyor.
Kardeşim, şunu unutmamalıyız: Dünya hayatı gerçekten bir oyun. Ama bu oyunun bir kuralı var: Oyunu kazanmak için Allah’a yönelmek, sorumluluklarımızı unutmamak gerekiyor. Eğer oyunu sadece eğlenceden ibaret görürsek kaybederiz. Ama oyunun farkında olup, asıl hayatın ahiret olduğunu bilerek yaşarsak kazançlı çıkarız.
Sonuçta mesele, oyunu oynarken asıl hedefi unutmamak. Dünya hayatı geçici bir sahne, ahiret ise kalıcı yurt. Burada kazandığımız ya da kaybettiğimiz şeyler, oradaki hayatımızı belirleyecek. O yüzden Kur’an’ın uyarısını ciddiye almak gerekiyor: “Asıl hayat, ahiret yurdudur. Keşke bilselerdi.” (Ankebut 64)
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com