24 Şubat 2026

İbrahim Hanif Fıtratı: İnsan Doğasının Pusulası

ile aydinorhon

İnsan, yaratılıştan gelen bir yönelimle doğrudur ve yanlışın farkına varabilir. Buna İbrahim Hanif fıtratı denir. Fıtrat, insanın doğasında var olan, doğruyu ayırt edebilme kapasitesidir. Allah bu fıtratı, insanların yaşamlarını denge içinde sürdürmeleri için vermiştir:

“Öyleyse sen yüzünü Allah’ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah’ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah’ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler” (Rum, 30).

Günlük hayattan örnekle açıklamak gerekirse: Bir çocuk, oyuncaklarını paylaşmanın iyi olduğunu sezgiyle bilir; ebeveyn yönlendirmesiyle bunu doğru şekilde uygular. Burada fıtrat, çocuğun doğasında var olan yönelimi temsil eder.

Başka bir örnek: Bir ofiste çalışan, takım arkadaşına yardım etme gereğini hisseder; bu, hem bireysel hem toplumsal faydaya yol açar. Fıtrat, insanı doğal olarak iyilik ve adalet yönüne çeker.

Kısa hikâye: Ahmet, markette yaşlı bir kadının düşürdüğü parayı fark eder. İçgüdüsel olarak kadına koşar ve parayı verir. Bu davranış, fıtratın günlük hayattaki tezahürüdür. İnsan, bu doğal yönelimi akıl ve rehberlik ile pekiştirirse, hayatında doğru yolu bulur.

2. Elçilerin Görevi: Rehberlik ve Yol Göstericilik

İnsan, fıtratını doğru kullanmak için yönlendirilmeye ihtiyaç duyar. Allah, insanlara doğru yolu göstermek için elçiler göndermiştir. Elçiler, sadece dini kuralları öğretmez; aynı zamanda insanların sosyal, ahlaki ve bireysel hayatlarını düzenlemeye yardımcı olur:

“Kim size ne getirirse Resül’den, onu kabul edin; kim de sizden yüz çevirirse Allah’tan yüz çevirmiş olur. Biz sizi, insanlara karşı bir uyarıcı gönderdik” (Nisa, 80).

Günlük örnek: Bir öğretmen, öğrencilerine matematikte problemi çözme yollarını gösterir. Öğrenci, öğretmenin rehberliğinde kendi aklını kullanarak problemi çözer. Elçinin görevi de buna benzer: Rehberlik eder, ama akıl ve irade insana aittir.

Başka bir örnek: Bir doktor, hastasına doğru tedavi yöntemini anlatır; hasta tedaviye uyduğunda iyileşir. Burada doktor, tıpkı elçi gibi bir yol göstericidir.

Kısa hikâye: Ayşe, yeni taşındığı mahallede komşularına yardım etmek ister ama nasıl davranacağını bilmez. Komşuları ona küçük tavsiyeler verir, Ayşe doğru yolu bulur. Bu rehberlik, hem fıtratının yönelimiyle hem de dışsal rehberlikle uyumludur.

3. Geçmiş Kavimlerden Dersler: Tarihten Rehberlik

Kuran, geçmiş kavimlerin yaşadıkları olaylardan ders çıkarılmasını öğütler. İnsanlar, tarihî örnekleri anlamalı ve kendi yaşamlarına uygulamalıdır:

“Geçmişteki toplumların hikâyetleri, sizin için ibret ve öğüttür. Düşünen bir kavim için ders vardır” (Yunus, 94).

Örnek: Bir köyde su kaynakları adil kullanılmazsa kıtlık yaşanır. Kuran, geçmiş kavimlerin benzer hatalarını göstererek, adil paylaşımın önemini vurgular.

Günlük örnek: Trafikte herkes kendi hakkını savunursa kaos olur. Elçilerin rehberliği, tıpkı kurallar gibi, düzeni sağlar ve insanlar arasında adaleti tesis eder.

Kısa hikâye: Geçmişte bir tüccar, yanlış kararları nedeniyle işini kaybetmiştir. Kuran, bu tür olayları aktararak aklını kullananların ders almasını sağlar. İnsan, bu örneklerden fıtratını ve aklını rehber olarak kullanarak doğruyu seçer.

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com