Koruyucu Melekler: Mikroskobik Ordular ve Allah’ın Görünmez Yardımı
Kur’an’da geçen “melek” kavramı, çoğu zaman insan biçimli, kanatlı, gökten inip mesaj getiren varlıklar olarak anlaşılır. Oysa Kur’an’ın kendi dili içinde melek, her zaman Allah’ın doğrudan kontrol ettiği yasalar, güçler, elçiler, taşıyıcılar anlamındadır. Fiziksel ya da biyolojik bağlamda düşündüğümüzde de bu kavramı genişletip, Allah’ın yaratılıştaki düzenini anlamamıza yardımcı olabilir.
Bu açıdan bakınca, vücudumuzda bizi koruyan bağışıklık sistemi, özellikle de mikroplarla savaşan akyuvarlar, Kur’an’da bildirilen “koruyucu melekler” anlayışının somut bir yansıması olarak yorumlanabilir.
Kur’an’da şöyle buyrulur:
“O’nun önünden ve arkasından Allah’ın emriyle onu koruyan gözetleyiciler (muakıbât) vardır.” (Ra’d 13:11)
Bu ayette geçen “muakibât” kelimesi, ardı ardına gelen koruyucu güçler anlamına gelir. Bu ifade, sadece görünür düşmanlardan değil, görünmeyen tehditlerden de korunduğumuzu gösterir. Her an içimizde, dışımızda işleyen ve fark etmediğimiz nice düzen var. Bedenimizin içinde çalışan bu sistemler de Allah’ın rahmetinden birer parça değil midir?
Akyuvarlar (lökositler), vücudumuza giren mikropları tanır, onları yok etmek için alarm verir, bir savunma başlatır. Adeta gözle görünmeyen bir ordu gibi çalışır. Bunlar ne rastgele ne de tesadüfen böyle işler. Hepsi Allah’ın belirlediği düzene göre hareket eder.
“Göklerde ve yerde olanlar da O’nundur. Hepsi O’na boyun eğmiştir.” (Rum 30:26)
“O, her şeyi yarattı, ona bir ölçü (kader) verdi.” (Furkan 25:2)
Bu “ölçü”, aynı zamanda işleyişin belirlenmiş yapısını ifade eder. Vücuttaki savunma hücreleri de bu ölçüye göre hareket eder. Yani Allah, insanı yaratmakla kalmaz; onu koruyan, dengeleyen ve destekleyen sistemler de yaratır. Bunlara “melek” denmesi, onların Allah’a ait bir emirle görevli olduklarını gösterir.
Kur’an’da meleklere şu görevler de verilmiştir:
“Kendisinin önünden ve arkasından onu Allah’ın emriyle koruyan melekler vardır.” (En‘âm 6:61)
Burada da aynı gerçek dile getirilir: İnsan her an gözetim altındadır. Bu gözetim sadece ahlakî denetim değil; bedenî, fizikî, biyolojik korumayı da kapsar. Çünkü Allah sadece ahireti değil, hayatı da korur. İnsan hasta olmasın diye çalışan, milyonlarca hücre Allah’ın görevlendirdiği elçiler değil midir?
Kur’an’da “güçler” ve “sebep zincirleri” her zaman Allah’a ait birer sistemdir:
“Biz her şeyi bir sebebe göre yarattık.” (Kamer 54:49)
Mikropların tanınıp yok edilmesi de bir sebebe bağlıdır. Allah, bağışıklık sistemini bu sebebin taşıyıcısı yapmıştır. Biz farkında olmasak da, içimizde her an büyük bir savaş sürer. Her nefeste, her kesikte, her yudum suda bu sistem devrededir.
Bu sistemi oluşturan tüm parçalar da Allah’ın emriyle görev başındadır:
“Melekler saf saf dizilmiş olarak Rabbinin arşını taşırlar.” (Zümer 39:75)
“Melekler ve ruh, onda sıraya girerek iner.” (Kadr 97:4)
Bu ifadeler, meleklerin bir sistem ve düzen içinde hareket ettiğini gösterir. Vücudumuzda işleyen sistemler de böyledir. Kaotik değil; mükemmel bir organizasyonla çalışır. O hâlde, akyuvarların savaşı da “meleklerin görevlerini yerine getirmesi” şeklinde anlaşılabilir.
Buradan şu sonuca ulaşabiliriz:
Koruyucu melekler, Allah’ın yarattığı fiziksel, biyolojik, doğal ve ilahî sistemlerin tümüdür. Bu sistemlerin bir kısmı insanın dışında, bir kısmı içindedir. Özellikle bağışıklık sistemi gibi işleyen yapılar, gözle görünmeyen bir savaş alanı gibidir. Akyuvarlar da bu savaşın askerleridir. Bu askerler, Allah’ın belirlediği kader gereği, emir doğrultusunda çalışır. Allah isterse bu sistemi kuvvetlendirir, isterse bozar. Çünkü şifa da, hastalık da, koruma da Allah’ın izniyledir.
Selam ve dua ile…
aydinorhon.com