Kuran ve Sünnet: Kaynağın Belirsizliği ve Din Anlayışımızdaki Kritik Soru
Son 1400 yıldır Müslümanlar arasında en çok tartışılan ve kafa karıştıran meselelerden biri, “Sünnet” ve hadislerin kaynağıdır. Kur’an’dan sonra dinin ikinci temel kaynağı olarak kabul edilen hadisler, aslında ne ölçüde güvenilirdir? Orijinal metinleri elimizde var mıdır? Kim bunları derlemiş ve neye göre seçmiştir? Tüm bu sorular bugüne kadar kesin bir cevaba kavuşamamıştır.
Tarihsel olarak, hadisler Muhammed in vefatından sonra farklı kişiler tarafından toplanmış, yazıya geçirilmiş ve çeşitli derlemeler oluşturulmuştur. Ancak bu derlemelerin orijinal nüshaları ne yazık ki elimizde mevcut değildir. Örneğin, İmam Buhari’nin adıyla anılan “Sahih Buhari” kitabının onun eliyle yazılmış orijinal bir nüshası yoktur. Bu kitap, daha sonraki dönemlerde başka alimlerin kopyalarından çoğaltılmıştır. Daha da ötesi, Buhari’den önce ve sonra hadislerin toplanması ve değerlendirilmesinde siyasi, sosyal, kabilevi hatta mezhepsel etkilerin çok ciddi rol oynadığı bilinmektedir.
M. Fuad Sezgin’in “Buhari’nin Kaynakları” adlı çalışması, bu meseleye ışık tutar. Hadislerin toplanma sürecinin 100, 150, hatta 250 yıl boyunca farklı merkezlerde, farklı kişilerce sürdürüldüğünü gösterir. Bu süreçte çok sayıda rivayet birikmiş, doğruluğu veya güvenilirliği tartışmalı pek çok metin araya karışmıştır. Böylece dinin ikinci temel kaynağı olması gereken “Sünnet”, aslında tam anlamıyla net, kesin ve sağlam bir yapıya sahip değildir.
Bu belirsizlik, Müslümanların din anlayışında önemli sorunlar yaratır. Çünkü bir yanda sadece Kur’an’ı temel alanlar bulunurken, diğer yanda hadisleri ve sünneti mutlak doğru kabul edenler vardır. Ancak Kur’an kendisi şöyle buyurur:
“Allah’tan başka yasa koyucu mu arayayım? O ki size kitabı detaylı olarak indirmiştir.” (En’am Suresi, 114)
Din, yalnızca Allah’ın kitabı ile sabittir. Başka kaynaklar tarihsel olarak tartışmalı, bazen çelişkili ve meşruiyeti şüphelidir. Bu yüzden, dinde yolumuzu şaşırmamak için hep Kur’an’a dönmek zorundayız.
Sonuç olarak, “Sünnet” ve hadisler hakkında ortaya çıkan bu tarihsel belirsizlik ve güven sorunu, Müslümanların din algısını kökten etkileyen kritik bir meseledir. Bu meseleyi aşmanın tek yolu, dinin kaynağını Kur’an ile net bir şekilde belirleyip, diğer kaynaklara kuşku ile yaklaşmaktır. Çünkü ancak böylece Allah’ın gerçek dini anlaşılır ve yaşanır hale gelir.
Selam ve dua ile…
aydinorhon.com