KUR’AN’DA ŞEFAAT: KURTULUŞ MU, UYARI MI?
Camilerde sık duyulan bir söz var: “Şefaat ya Resulallah.”
Kulağa umut gibi geliyor.
Ama Kur’an’a baktığımızda tablo biraz daha farklı.
Kur’an, şefaati bir torpil sistemi olarak anlatmaz.
“O gün ne alışveriş vardır, ne dostluk, ne de şefaat.”
(Bakara 2/254)
Demek ki kıyamet günü, Allah’ın izni olmadan kimse kimseye sahip çıkamaz.
“O gün Rahman’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkası şefaat edemez.”
(Tâhâ 20/109)
Yani şefaat varsa bile;
keyfî değil, Allah’ın iznine ve adaletine bağlıdır.
Kur’an açıkça uyarır:
“Şefaat ancak hak ile şahitlik edenlere fayda verir.”
(Zuhruf 43/86)
Allah dışında aracılara güvenmek reddedilir:
“O’nu bırakıp da kendilerine fayda ve zarar veremeyen veliler mi edindiniz?”
(Ra’d 13/16)
Hiçbir peygamber bile kendine garanti vermez:
“De ki: Ben kendime bile fayda ya da zarar vermeye güç yetiremem.”
(A’râf 7/188)
Ve ilke nettir:
“Hiçbir günahkâr, bir başkasının günahını yüklenmez.”
(En‘âm 6/164)
Sonuç:
Şefaat, insanın sorumluluğunu ortadan kaldıran bir kurtuluş bileti değildir.
Kurtuluş beklentisi Allah’tan başkasına bağlanamaz.
“Kullarım sana beni sorarlarsa, bilsinler ki ben çok yakınım.”
(Bakara 2/186)
Asıl çağrı şudur:
Aracı arama, doğrudan Allah’a yönel.
Aynı başlıktaki daha kapsamlı bilgiler için aşağıdaki web adresinde yer alan makaleyi inceleyebilirsiniz.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com