MUHAMMED SENİN BABANIN OĞLU MU?
Bir insanı sevmek ile onu olması gereken yerin üzerine çıkarmak arasında ince bir çizgi vardır. Bu çizgi özellikle Allah’ın elçileri söz konusu olduğunda daha da hassas hale gelir. Sevgi, insanı doğruya götürebileceği gibi bazen fark ettirmeden ölçüyü aşmaya da götürebilir. Bu yüzden elçiler hakkında konuşurken ölçüyü Kur’an’dan almak gerekir.
Kur’an, iman edenlerin Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine iman ettiklerini bildirir ve elçiler arasında ayrım yapılmaması gerektiğini vurgular. Bu ifade, herhangi bir elçiyi diğerlerinden koparıp olağanüstü bir konuma yerleştirmemeyi öğretir. Çünkü bütün elçiler Allah’ın seçtiği kullardır ve aynı hakikati insanlara ulaştırmışlardır.
(Bakara, 285)
Kur’an, Nebi Muhammed’i anlatırken onun insanlar tarafından tanınan, onların arasında yaşayan biri olduğunu hatırlatır. Ayetlerde onun için “arkadaşınız” ifadesinin kullanılması dikkat çekicidir. Bu ifade, elçinin toplumdan uzak ve ulaşılamaz bir varlık olmadığını gösterir. O, insanların içinden çıkan ve onları uyaran bir elçidir.
(Sebe, 46)
(Necm, 1-2)
(Araf, 184)
Kur’an ayrıca Nebi Muhammed’in diğer insanlar gibi bir insan olduğunu açıkça ifade eder. Onu farklı kılan şey insanüstü bir varlık olması değil, Allah’tan vahiy almasıdır.
(Fussilet, 6)
Elçilerin insan oluşu onların ölümlü olduğu gerçeğini de beraberinde getirir. Kur’an, Nebi Muhammed’in de kendisinden önce gelen elçiler gibi bir gün öleceğini hatırlatır. Bu hatırlatma, insanların dinlerini bir kişiye değil, Allah’a bağlamaları gerektiğini öğretir.
(Âl-i İmran, 144)
Kur’an’da elçilerin bile Allah’ın koyduğu sınırlar içinde olduğu vurgulanır. Hiç kimse Allah adına söz uyduramaz ve hiç kimse Allah’ın yetkisini paylaşamaz.
(Hakka, 44-47)
Kur’an’ın en büyük uyarılarından biri de şirktir. İnsan bazen Allah’a inanırken farkında olmadan O’na ortak koşabilir. Bu durum çoğu zaman Allah ile kul arasına aracılar koymakla ortaya çıkar.
(Yusuf, 106)
Mekke toplumunda yaşayan insanlar Allah’ın varlığını inkâr etmiyordu. Onlar gökleri ve yeri yaratanın Allah olduğunu kabul ediyordu; fakat bazı varlıkları kendileri için aracı ve şefaatçi olarak görüyorlardı. Kur’an bu anlayışı eleştirir ve insanı yalnızca Allah’a yönelmeye çağırır.
(Ankebut, 61)
Bu nedenle elçilere duyulan sevgi, onları Allah’a ait sıfatlarla yüceltmek şeklinde olmamalıdır. Sevgi, onların getirdiği mesajı anlamak ve hayatına uygulamakla anlam kazanır.
Sonuç olarak Nebi Muhammed Allah’ın elçisidir; fakat o da bir insandır, kuldur ve ölümlüdür. Onu doğru anlamak, Kur’an’ın tanıttığı şekilde anlamakla mümkündür. Elçiyi sevmenin en doğru yolu ise onun getirdiği vahye yönelmek ve kulluğu yalnızca Allah’a yapmaktır.
Aynı başlıkta daha kapsamlı bilgiler için aşağıdaki web adresinde yer alan makaleyi inceleyebilirsiniz.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com