Nebi Muhammed Devre Dışı Bırakılmaz!
“Kur’an yeter” demek, Nebi Muhammed’i devre dışı bırakmak değildir. Aksine, onun insanları hayatı boyunca çağırdığı merkeze sadık kalmaktır. Nebi Muhammed, kendisine değil; Allah’ın indirdiğine çağırmıştır. Kur’an bu duruşu açıkça ortaya koyar:
“Ben yalnızca bana vahyedilene uyarım.” (A’râf 7:203)
Kur’an, Nebi Muhammed olmadan bize ulaşmış bir kitap değildir. Bu kitap, onun aracılığıyla indirilmiş ve insanlara tebliğ edilmiştir. Nebi Muhammed, vahiy zincirinin son halkasıdır:
“Biz, Nûh’a ve ondan sonra gelen nebilere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik.” (Nisâ 4:163)
Sorun, Nebi Muhammed’i örnek almak değil; onu Kur’an’ın önüne geçirmektir. Kur’an dışı sözleri iman konusu hâline getirmek, imanın yönünü kaydırmaktır. Rabbimiz bu konuda ölçüyü net koyar:
“Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?” (Câsiye 45:6)
Nebi Muhammed, Kur’an’da insanüstü bir varlık olarak değil; vahye tabi bir insan olarak tanıtılır:
“De ki: Ben de sizin gibi bir insanım.” (Kehf 18:110)
Sünnet, Nebi’nin kültürel tercihleri değil; vahyin hayata geçirilmiş hâlidir. Onu örnek almak, şekli değil; Kur’an karşısındaki teslimiyetini ve ahlaki duruşunu örnek almaktır.
Resule itaat ise şahsa bağlı bir itaat değil; vahye itaattir:
“Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.” (Nisâ 4:80)
Nebi Muhammed vefat etmiştir; ancak onun getirdiği mesaj yaşamaya devam etmektedir. Kur’an, bugün de insanlara seslenen yaşayan hitaptır.
Sonuç olarak Nebi Muhammed devre dışı bırakılamaz; çünkü Kur’an onunla gelmiştir. Ancak Kur’an da onun yanına eklenemez; çünkü o, Allah’ın kelamıdır. Elçiyi doğru yere koymanın yolu, Kitab’ı merkeze almaktan geçer.
Aynı başlıktaki daha kapsamlı bilgiler için aşağıdaki web adresinde yer alan makaleyi inceleyebilirsiniz.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com