21 Nisan 2026

ALLAH’IN NURU ASLA SÖNMEZ – ÖZET

İnsanlar tarih boyunca hakikati inkârla, yalanla ve baskıyla söndürmek istediler. Fakat Allah’ın verdiği hüküm açıktır:
“Onlar Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Kâfirler hoşlanmasa da Allah nurunu tamamlayacaktır.”
(Saff, 61/8)

21 Nisan 2026

ALLAH’IN NURU ASLA SÖNMEZ

İnsanlık tarihi boyunca insanlar çoğu zaman kurtuluşu dışarıda aradı. Kimi bir lider bekledi, kimi bir kurtarıcı, kimi de gelecekte ortaya çıkacak olağanüstü bir kişinin dünyayı değiştireceğine inandı. Bugün de benzer şekilde birçok insan, içinde bulunduğu karanlıktan çıkmak için yeni bir yol gösterici, yeni bir rehber ya da beklenen bir mehdi arayışı içindedir. Fakat burada sorulması gereken önemli bir soru vardır: Allah zaten rehberliğini göndermişken, insan neden hâlâ başka bir rehber arar?

20 Nisan 2026

TAKVA YOLCULUĞU: KURBAN, NAMAZ VE HACIN ORTAK MESAJI

Kurban ibadetini sadece dışsal bir ritüel olarak değerlendirmek, onun insan üzerindeki dönüştürücü etkisini görmezden gelmek olur. Oysa Kur’an’ın ortaya koyduğu çerçevede kurban; insanın hem iç dünyasını hem de toplumla olan ilişkisini yeniden inşa eden güçlü bir eğitim aracıdır. Kurban, insanı sadece davranışlarında değil; düşüncesinde, niyetinde ve bakış açısında da değiştirir.

19 Nisan 2026

“Sen Olmasaydın Kâinatı Yaratmazdım”Sözü ve Kur’an’a Göre Nebi Muhammed’in Konumu

Bu mesele, yalnızca bir rivayetin doğruluğu meselesi değildir. Aynı zamanda tevhid, elçilik kurumu, insanın sınırı, Allah’ın mutlak otoritesi ve dinin kaynağı meselesidir. Çünkü bir söz, eğer Allah’a nispet ediliyorsa, Kur’an’ın ortaya koyduğu ilkelere uygun olmak zorundadır. Kur’an’a aykırı bir sözü ne kadar yaygın olursa olsun hakikat ölçüsü yapamayız.

19 Nisan 2026

 HELÂK: GÖKTEN YAĞAN TAŞLAR DEĞİL, KOPAN BAĞLAR (ÖZET)

Helak konusunu sadece “Allah dünyada toplulukları yok etti” şeklinde görmek eksik olur. Kur’an’a baktığımızda Allah’ın aslında onların kalplerini mühürlediğini, gözlerini ve kulaklarını kapattığını görüyoruz (Bakara 2/7). Yani onlar görünüşte yaşıyorlardı ama gerçekte “yaşayan ölüler” haline gelmişlerdi. A‘râf 7/179’da da “Onların kalpleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da şaşkındırlar” denir.