Sünnetin Gölgesinde Yaşamak
Sünnet denince genelde akla ne geliyor? Sakal bırakmak, suyu üç yudumda içmek, sağ elle yemek yemek… Bunlar sık duyduğumuz uygulamalar. Peki ya asıl mesele? Onu konuşan pek yok.
Şöyle bir düşün: Nebi’nin sünnetini sadece bu küçük alışkanlıklarla sınırlamak, onun yaşam mesajını daraltmak olmuyor mu? Çünkü onun örnekliği sadece davranış biçimleriyle değil, hayatın tüm alanlarındaki adaletiyle, merhametiyle, dürüstlüğüyle ortaya çıkıyor.
Kur’an’da şöyle bir ayet var:
“Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için güzel bir örnek vardır.” (Ahzab 33:21)
Demek ki o örnek sadece şekil değil; ahlak, duruş, yaşam anlayışı. Sadece sağ elle yemek yemekle değil, insanlara karşı adaletli olmakla, yetimin hakkını gözetmekle, kamu malını korumakla da Resul’ün izinden gidilir.
Siyasette dürüstlük, ekonomide helal kazanç, ailede sevgi ve hoşgörü, hukukta adalet… İşte sünnetin hayatın içindeki gerçek karşılığı bunlardır.
Eğer bir toplum sadece bazı ritüellere sıkı sıkıya bağlıyken adaleti, merhameti, hakkı unutmuşsa; işte orada sünnetin sadece gölgesi kalmış demektir. Gerçeği değil.
Unutulmamalı: Nebi’nin yaşadığı sünnet, geçmişe ait değil. Bugünün ihtiyacıdır. Ve bu örneklik, şekilcilikten uzak, öz odaklı bir hayatla anlaşılabilir.
Gerçek sünnet; dürüstlükte, hakkaniyette, sabırda, iyilikte yaşar. Yani sadece görünüşle değil, yaşanmışlıkla anlaşılır.
Selam ve dua ile…
aydinorhon.com