28 Eylül 2025

Tanrı Demek Neden Rahatsız Eder?

ile aydinorhon

Kardeşim, bazen bir ortamda “Tanrı” dediğinde insanların yüzüne bir bakıyorsun, sanki çok büyük bir günah işlemişsin gibi şaşkın şaşkın sana bakıyorlar. Oysa ortada ne kötü bir niyet var ne de dine saygısızlık. Sadece Türkçemizin kendi kelimesini kullanıyorsun. Ama nedense “Tanrı” deyince hemen bir rahatsızlık, bir tepki ortaya çıkıyor.

Burada ilginç bir çelişki var. Çünkü kullandığımız dini kelimelerin çoğu aslında Arapça bile değil. Çoğu Farsçadan bize geçmiş. Hatta birçok kişi Türklerin İslam’ı Arapların etkisiyle benimsediğini sanıyor. Halbuki tarihsel süreçte biz İslam’a İran üzerinden girdik. Yani dini hayatımızda, dilimizde, kültürümüzde Farsça çok daha belirgin bir rol oynamış.

Bak mesela, namaz dediğimiz kelime Farsça. Oruç da öyle. Hoca, molla, dergah, niyaz, keramet, namaz, Peygamber, derviş, aşk, cihan, pir, çarşaf… Say say bitmez. Dini hayatımızda günlük olarak kullandığımız onlarca kelime Farsça kökenli. Hatta bayramlarda yediğimiz güllaç bile Farsçadan gelmiş. Bunları kullandığımızda kimse “Niye Arapça değil?” diye itiraz etmiyor. Gayet doğal karşılanıyor. Çünkü dil, tarih boyunca böyle zenginleşmiş.

Peki problem nerede başlıyor? İşte asıl mesele burada. İstersen İbranice “Rab” de, Farsça “Mevla” de, Arapça “Allah” de, kimse garipsemiyor. Ama Türkçe “Tanrı” dediğinde birden bire herkesin kaşları çatılıyor. Sanki dinin dışına çıkmışsın gibi bir hava oluşuyor.

Oysa Kur’an’ın mesajı tarhsel olduğu gibi evrenseldir. Allah’ın adı dillerin sınırına hapsedilemez. Farklı dillerde insanlar O’nu farklı kelimelerle anmışlardır. Mesela İncil’de “Theos” derler, Tevrat’ta “Elohim” geçer, Farsça’da “Yezdan” denir, Türkler İslam öncesinde “Tengri” demiştir. Hepsi de yüce varlığı anlatmak için kullanılmış. Yani “Tanrı” kelimesi, Türklerin dilinde zaten çok eskiden beri var olan bir ifade. İslam’a girdikten sonra da bu kelime kullanılmaya devam etmiş.

O halde neden “Tanrı”ya karşı böyle bir mesafe var? Çünkü zamanla toplumda “Allah” kelimesi Arapçanın olmayan kutsallığıyla özdeşleştirildi. Bu da aslında bir dil meselesinden ibaret. İnsanlar sanıyor ki sadece Arapça söylemek Allah’a daha yakın bir iman göstergesidir. Halbuki Allah kendi kitabında şöyle diyor: “(Allah’ın emirlerini) onlara açıklasın diye her elçiyi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik.” (İbrahim 4). Yani vahyin evrenselliği, her toplumun kendi diliyle Allah’ı anabilmesinde saklı.

Kardeşim, burada mesele şudur: Allah’ın adı dilin ötesinde bir hakikati anlatır. Sen O’nu hangi kelimeyle anıyorsan an, niyetin samimi ise Allah katında değerlidir. Çünkü Kur’an bize açıkça söylüyor: “En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na o güzel isimlerle dua edin” (A’râf 180). Buradaki “isimler” sadece Arapça bir listeye indirgenemez. Sen Allah’ı Rahman, Rahim, Yaratıcı, Mevla, Rab ya da Tanrı diyerek andığında, aslında aynı hakikate yöneliyorsun.

O yüzden “Tanrı” kelimesine gösterilen tepki, dinin özünden çok, yıllarca süren kültürel şartlanmaların sonucudur. Dil değiştikçe kelimeler de değişir, ama iman değişmez. Asıl problem, kelimelere yüklenen yapay kutsiyetle insanları yargılamakta. Allah’ın bizi uyardığı şey tam da budur: “Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemeyin” (A’râf 33).

Sonuç olarak kardeşim, mesele kelime değil, kalpteki samimiyettir. Sen ister “Allah” de, ister “Tanrı” de; önemli olan O’na şirk koşmadan, sadece O’na yönelmendir. Dilin sınırları Allah’ın büyüklüğünü kuşatamaz. Çünkü O, tüm dillerin, tüm kavimlerin, tüm zamanların Rabb’idir.

Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com