Tek Yetkili Allah’tır: İslam’da Ruhbanlık, Saltanat ve Zorbalığa Yer Yoktur.
Kardeşim, Kur’an’da dinin sahibi ve hükmün tek sahibi sadece Allah’tır. İnsanların, hele hele din adına hüküm vermeye kalkışanların, Allah’ın sınırlarını aşmaması gerekir. Çünkü din, heveslere, kişisel görüşlere, geleneklere göre şekillenen bir şey değildir.
Maide Suresi 44. ayet şöyle der:
“Yahudilerden bir topluluk, Allah’ın kitabını hükümranlık ve yargılama için kullandılar; ama Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezler. Oysa Allah’ın indirdiğiyle hükmetmek onların hakkıdır, fakat onlardan yüz çevirirler.”
Burada açık bir şekilde görülüyor ki, ellerinde Allah’ın kitabı olduğu halde, kendi arzularına göre hüküm vermek bir sapmadır. Bu, bugün hâlâ devam eden bir durumdur. Farklı gruplar, farklı liderler çıkar, “Bizim yol doğrudur, diğerleri yanlıştır” diye birbirlerine karşı koyarlar. Oysa Allah, dinin değişmez olduğunu bildirir.
Din, Allah’ın belirlediği ölçülere göre yaşanmalı ve hüküm verilmelidir.
Kur’an bunu destekleyen başka ayetler de vardır:
“Eğer Allah’ın indirdiğiyle hükmetmiş olsalardı aralarında ihtilaf etmezlerdi.” (Maide 66)
“Sana gelmeyen şeylerden peşine düşmeyin.” (En’am 116)
İhtilaf ve bölünme, Allah’ın dinine zarar verir. İnsanlar, heveslerine göre din yaratırsa, fitne kaçınılmaz olur.
Kur’an, ihtilaf eden Kitap Ehli’ni şöyle tanımlar:
“Kitap Ehli, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra ihtilafa düştüler.” (Al-i İmran 19)
“Onların çoğu, apaçık hidayet geldiği halde böyle ayrılığa düştüler.” (Al-i İmran 105)
Burada dikkat edilmesi gereken husus, “apaçık hidayet”in Kur’an olduğudur. Din, Kur’an’a göre anlaşılmalı, hüküm Kur’an’a göre verilmelidir.
Din Yalnızca Allah’ındır
“Din ancak Allah’ındır.” (Al-i İmran 19)
Bu ayet, dinin mutlak sahipliğinin sadece Allah’a ait olduğunu ifade eder. İnsanlar, ister bireysel ister toplu olsun, din üzerinde tasarruf yapamaz. Din, kişisel beğenilere göre değiştirilemez.
“İçinizden kim, Kur’an’a göre hüküm vermek isterse, onlar kurtuluşa erer.” (Nisa 59)
Burada “Kur’an’a göre hüküm vermek” ifadesi çok önemlidir. Kişisel yorumlar değil, Kur’an’ın hükümleri esas alınmalıdır. Herkesin Kur’an’a uyma sorumluluğu vardır.
Ortak Akıl ve İstişare
Kur’an, tek kişinin dayattığı hükümlerin değil, ortak aklın esas alınmasını emreder:
“Onların işleri aralarında danışarak yürütülür.” (Şura 38)
Ortak istişare, sağlıklı kararların temelidir. Böylece bireysel heveslerin dini yönetme yetkisi önlenmiş olur.
Bölünmek ve Fitneye Karşı Uyarı
Din adına farklı yorumların çıkması ve bu sebeple ayrışmaların ortaya çıkması Kur’an tarafından hoş karşılanmaz. Fitne ve ihtilaflar insanları dinden uzaklaştırır.
Kur’an, farklı grupların bir arada uyum içinde hareket etmesini ister. Dinin tek ölçüsü Allah’ın kelamıdır. Onun dışına çıkmak sapkınlıktır.
Sonuç olarak;
- Din, Allah’ın belirlediği hükümlere göre yaşanmalıdır.
- İnsanların hevesleri dinin yerini alamaz.
- Kur’an, hem bireysel hem toplumsal hayatın rehberidir.
- Ortak akıl ve istişare esastır, diktatörlük değil.
- Bölünmek, ayrışmak, din adına fitne çıkarmak Allah’ın dinine zarar verir.
- Din yalnızca Allah’ındır; insanlar sadece O’nun hükmüne boyun eğmelidir.
Selam ve dua ile…
aydinorhon.com