
Kardeşim, insanlık tarihi boyunca Allah, her topluma kendi içlerinden bir elçi göndermiştir. Her elçi, kendi kavmine aynı gerçeği anlatmıştır: Allah’tan başka ilah yoktur ve yalnızca O’na kulluk edilir. Bu mesaj, Nuh’tan İbrahim’e, Musa’dan İsa’ya ve son olarak Muhammed’e kadar değişmeden gelmiştir. Çünkü Allah’ın yasası değişmez. Kur’an da bunu açıkça söyler: “Allah’ın koyduğu yasa için asla bir değişiklik bulamazsın.” (Fetih 48:23)
İşte Tevrat’ta geçen meşhur “On Emir”, bu evrensel gerçeğin bir özeti gibidir. Zamanla insanlar bu emirleri ya unuttu ya da kendi arzularına göre eğip büktü. Ama özünde bu buyruklar, Kur’an’ın ruhuyla tamamen uyumludur. Gel, bir bakalım neymiş o on emir:
Birincisi; “Tanrın Allah’tan başka ilahların olmayacak.”
Bu, Kur’an’ın en temel ilkesi olan tevhid inancıdır. Allah’tan başka otorite, ilah, hüküm koyucu yoktur. Kur’an’da da bu net biçimde ifade edilir: “Sizin ilahınız bir tek ilahtır. O’ndan başka ilah yoktur.” (Bakara 2:163)
İkincisi; “Kendine yukarıda, gökte; aşağıda, yerde veya yeraltında putlar yapmayacaksın. Onlara eğilmeyecek, ibadet etmeyeceksin.”
Bu da şirk yasağıdır. Kur’an bu konuda çok nettir: “O halde putlardan uzak durun, yalan sözden kaçının.” (Hac 22:30)
Üçüncüsü; “Allah’ın ismini boş yere ağza almayacaksın.”
Yani Allah’ın adını oyun, yemin, gösteriş ya da alışkanlık haline getirmeyeceksin. Allah’ın adı yüceliğe layıktır; gündelik sözlerde, çıkar için değil, saygı ile anılmalıdır. Kur’an bu bilinci “Allah’ın adını anmak, en yüce zikirdir.” (Ankebut 29:45) ifadesiyle güçlendirir.
Dördüncü emir; “Haftanın altı günü çalışacak, yedinci gün ibadet edeceksin.”
Yani insan çalışmayı da, dinlenmeyi de denge içinde yapacak. O günün adı “cumartesi” olarak Tevrat’ta yer almış ama Kur’an, haftanın belli bir günü değil, sürekli Allah’ı hatırlamayı öğütler. “Rabbini sabah akşam an ve kalbini O’na yönelt.” (Kehf 18:28) İbadet, belli bir güne değil, tüm zamana yayılmış bir bilinçtir.
Beşincisi; “Annene ve babana hürmet edeceksin.”
Kur’an da bu konuda Tevrat’la aynı sesi verir: “Rabbin, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikte bulunmanızı emretti.” (İsra 17:23)
Altıncısı; “Öldürmeyeceksin.”
Kur’an bunu şöyle açıklar: “Kim bir cana kıymamış birini öldürürse, bütün insanlığı öldürmüş gibi olur.” (Maide 5:32) Yani bir insanın yaşam hakkı dokunulmazdır.
Yedincisi; “Zina etmeyeceksin.”
Kur’an bu yasağı çok daha net biçimde vurgular: “Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, çirkin bir iştir ve kötü bir yoldur.” (İsra 17:32)
Sekizincisi; “Çalmayacaksın.”
Kur’an’da da hırsızlık açıkça yasaklanmıştır. (Maide 5:38) Ancak bu hüküm, sadece el kesmekle değil, adaletle uygulanması gereken bir düzeni de içerir.
Dokuzuncusu; “Komşuna karşı yalan yere şahitlik yapmayacaksın.”
Kur’an der ki: “Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutun; bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin.” (Maide 5:8)
Ve sonuncusu; “Komşunun malına, mülküne tamah etmeyeceksin.”
Bu da Kur’an’da “Haset etmeyin; Allah’ın kime ne verdiğini kıskanmayın.” (Nisa 4:32) emriyle karşılığını bulur.
Görüldüğü gibi kardeşim, Tevrat’taki bu on temel emir, öz olarak Kur’an’la çelişmez. Çünkü Allah’ın dini birdir. Ancak tarih boyunca insanlar bu emirleri yozlaştırmış, anlamlarını değiştirip ritüellere hapsetmiştir. Kur’an ise bozulmuş olanları düzeltmiş, orijinal halini yeniden ortaya koymuştur.
İşte bu yüzden Allah Kur’an’da bize şöyle hatırlatır:
“Biz, senden önce gönderdiğimiz her elçiye, ‘Benden başka ilah yoktur, yalnızca Bana kulluk edin’ diye vahyettik.” (Enbiya 21:25)
Yani Allah’ın yasası değişmez, sadece insanlar onu değiştirir. Bizim görevimiz ise, Kur’an’a uyanı almak, uydurulanı terk etmektir.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com