Vahiy ile Bağın Kopması: Asıl Felaket
Kur’an’da anlatılan bütün helâk kıssalarının ortak paydası şudur: Vahiy ile bağın kopması. Ne tufan, ne deprem, ne kasırga… Bunların hiçbiri asıl sebep değildir. Bunlar, çökmüş bir yapının görünen son sahnesidir. Asıl çöküş, vahyin rehberliğinin terk edilmesiyle başlar.
Bir toplum vahyi terk ettiğinde ne olur biliyor musun?
Önce doğru ile yanlış arasındaki sınırlar bulanıklaşır.
Sonra güçlü olan haklı sayılmaya başlanır.
Ardından zulüm, düzenin bir parçası hâline gelir.
En sonunda da herkes, kendi hevasını din edinir.
Şura Suresi 14. ayet tam da bu süreci anlatır:
“Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki haksızlık ve taşkınlık yüzünden ayrılığa düştüler…”
Dikkat et…
Ayet “cehalet yüzünden” demiyor.
“Bilgi yoktu” demiyor.
Tam tersine, ilim geldikten sonra diyor.
Yani bozulma bilgisizlikten değil; niyet bozukluğundan başlıyor. Hakikat geliyor ama insanlar onu kendi çıkarlarına göre eğip büküyor. Herkes, ilmi hakikate ulaşmak için değil; karşısındakine üstünlük kurmak için kullanıyor. İşte bu noktada ihtilaf başlıyor. Ama bu ihtilaf, fikir ayrılığı değil; adaletin terk edilmesidir.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com