MÜJDE VE UYARI MESAJLARI
Gel, bu bölüme çok temel bir soruyla başlayalım.
İnsan neyle ayakta durur?
Gel, bu bölüme çok temel bir soruyla başlayalım.
İnsan neyle ayakta durur?
Kur’an elimizde, Nebi Muhammed’in örnekliği ortadayken neden bugün İslam coğrafyasında adalet, dürüstlük ve merhamet bu kadar zayıf? Neden Kur’an’a inanmadığını söyleyen toplumlar, Kur’an ahlakını bizden daha iyi yaşıyor?
Kur’an elimizdeyken, Nebi Muhammed’in hayatı ortadayken, neden bugün İslam toplumları adaletle, merhametle, dürüstlükle anılmıyor? Neden İslam denince akla huzurdan çok kaos, ahlaktan çok şekil, adaletten çok güç geliyor?
Temizlik Ayetleri Üzerinden Yerleşmiş Bir Yanılgıyla Sohbet
Bu soruyu neredeyse herkes sormuştur.
Kimi çekinerek, kimi kesin bir dille:
— “Abdestsiz Kur’an’a dokunulmaz, değil mi?”
Peki gerçekten öyle mi?
Kur’an’a göre ölüm, iletişimin tamamen kesildiği bir sınırdır. Ölüler ne bizi duyar ne de onlarla bağ kurulabilir.
“Sen kabirlerde olanlara işittiremezsin.” (Fâtır 22) ayeti bu gerçeği açıkça bildirir.
Kur’an, ölümden sonra dünya ile araya berzah denilen bir engel konulduğunu söyler. Bu yüzden ölmüş kişilerden medet ummak ya da onlara seslenmek, Kur’an’a dayalı değildir.
Kur’an’a göre melekler, mitolojik varlıklar değil; Allah’ın evrendeki emirle işleyen düzeninin adıdır. Melek, bağımsız bir varlık değil, ilahi iradenin işleyiş biçimidir.
Cibril, gökten inen bir varlık değil; vahyin kalbe aktarılma sistemini temsil eder.
Koruyucu ve yazıcı melekler ise insanın duyusal ve hafıza sistemleri olarak anlaşılmalıdır.
Rüzgâr, yağmur, güneş, doğadaki düzen ve insan bedenindeki mekanizmalar da bu ilahi sistemin parçalarıdır.