22 Kasım 2024

Yaşanan dinde, Günah Çıkarma Seansları

ile aydinorhon

Kardeşim, aslında bu konunun üzerine ne kadar ekleme yapılırsa yapılsın, hepimizin zihninde dönüp dolaşacağı tek bir hakikat var: Allah’ın dini kolaycılığa indirgenemez, şekilcilikle yaşanamaz. Kur’an’ın bize öğrettiği din, sadece “günah çıkarma seansları” gibi belli aralıklarla hatırlanacak, sonra hayatın geri kalanında unutulacak bir din değildir. Aksine, her anımızı kuşatan bir bilinç, bir yaşam tarzıdır.

Kur’an bize çok net söylüyor: “Allah katında din İslam’dır” (Âl-i İmran 19). Yani Allah’a teslimiyet. Bu teslimiyet, yalnızca Ramazan’da aç kalmakla, cuma vakti camiye gitmekle ya da hacda Arafat’a çıkmakla olmaz. Eğer kalpte samimiyet yoksa, yapılan ibadetler sadece bir ritüelden öteye geçmez. Ama kalp teslim olmuşsa, her an Allah’a yöneliyorsa, o zaman her davranışın bir ibadete dönüşür.

Düşünsene kardeşim, bir insan hırsızlık yapıyor, kul hakkı yiyor, adaletsizlik ediyor ama “nasıl olsa cuma kıldım, günahlarım affoldu” diye düşünüyorsa bu Kur’an’a uygun bir anlayış olabilir mi? Allah diyor ki: “Allah’a ve ahiret gününe iman eden, asla zulmetmez” (Âl-i İmran 182). Demek ki iman ve zulüm bir arada barınamaz. Bu nedenle, ne kadar namaz kılsan, ne kadar oruç tutsan da eğer adaletin yoksa, vicdanın susmuşsa, ibadetlerin seni kurtarmaz.

Bir başka yanlış anlayış da “ölüm anında kelime-i şehadet getirdim, kurtuldum” düşüncesidir. Oysa Kur’an çok açık: “Onlar ölüm kendilerine gelinceye kadar kötülük yapmaya devam ederler. Ölüm anında ‘Şimdi tövbe ettim’ derler. Ama bu tövbe kabul edilmez” (Nisa 18). Yani mesele son nefeste bir cümle söylemek değil, ömür boyu Allah’a teslimiyetle yaşamaktır.

Kardeşim, gerçek din anlayışı budur: Allah’ın kitabına sarılmak, hayatımızın her alanında adaleti, merhameti, doğruluğu yaşamak. Eğer dinimizi bu şekilde yaşarsak, ne sahte temizlik arayışlarına ihtiyaç kalır, ne de “şefaatçi” aramaya. Çünkü Allah’ın rahmeti, zaten samimi kullarına yeter.

O yüzden kendimize şu soruyu sormalıyız: Biz Allah’ın dinini mi yaşıyoruz, yoksa insanların kurguladığı bir “kolay din” mi? Eğer Kur’an’a uyuyorsak, yolumuz nettir. Ama Kur’an’ı bırakıp başka kaynaklara sarılıyorsak, işte o zaman gerçek anlamda Allah’a değil, insanlara kulluk etmiş oluruz.

Kısacası kardeşim, Allah’ın dini bir kaçış noktası değil, bir hayat tarzıdır. Yüzeysel uygulamalarla değil, bilinçle, ihlasla, adaletle yaşanması gerekir. Unutma: “Kim zerre kadar hayır işlerse onu görür; kim de zerre kadar şer işlerse onu görür” (Zilzal 7-8). İşte bu ayet, insanın kendi sorumluluğunu hatırlatan en güçlü uyarıdır.

Bütün mesele, kendimizi kandırmadan, gerçekten Allah’a yönelmekte. Çünkü gerçek kurtuluş, insanın kendi nefsini temize çıkarmasında değil, Allah’ın onu arındırmasındadır.

Selam ve dua ile…
aydinorhon.com