Kardeşim, Kur’an’da anlatılan müşriklere baktığında aslında sadece eski çağları değil, bugünü de görüyorsun. Onların yaptıkları hatalar, farklı kılıklarda hâlâ karşımıza çıkıyor. Gel birlikte bakalım:
Atalar dini: “Biz atalarımızı böyle bulduk” deyip sorgulamadan inanıyorlardı (2:170). Bugün de hâlâ aynı gerekçelerle din öğrenen çok insan var.
Yanlış kader anlayışı: “Allah dileseydi biz şirk koşmazdık” diyerek sorumluluktan kaçarlardı (6:148). Halbuki seçim hakkını Allah verdi.
Uydurma inançlar: Allah’ın emretmediği şeyleri dine katıp sonra da “Allah istedi” diyorlardı (7:28).
Din adamlarını ilahlaştırma: Allah’a kul olmak yerine onların sözünü kutsallaştırıyorlardı (9:31).
Kur’an dışında kaynak arama: “Bize başka bir kitap getir” diyorlardı (10:15). Bugün de “Kur’an yetmez” diyenler yok mu?
Şefaatçi edinme: Allah’a yaklaşmak için aracı istiyorlardı (10:18). Oysa Allah “Bana dua edin, size cevap vereyim” diyor.
Şiddet eğilimi: Elçileri taşlamaktan, yakmaktan bahsederlerdi (18:19-20; 37:97).
Elçiyi küçümseme: “Bu nasıl elçi, bizim gibi yemek yiyor” diye bahane buluyorlardı (25:7).
Ölülerden yardım isteme: Ölülerden medet umuyorlardı (27:62).
Mezhepçilik: Dinlerini parçalayıp her biri kendi grubunu hak ilan ediyordu (30:32).
Aracı kullanma: Allah’a yaklaşmak için putlar ediniyorlardı (39:3).
Kısacası kardeşim, müşriklerin bu özellikleri sadece tarihte kalmadı; bugün de farklı şekillerde yaşatılıyor. Önemli olan, bizlerin bu yanlışlara düşmemesi ve Kur’an’ın gösterdiği tevhid yolunda sağlam durmasıdır.
Allah bizden sadece şunu istiyor: Ona ortak koşmadan teslim olmak.
Selam ve dua ile…
aydinorhon.com