18 Şubat 2025

Vahye Uymanın Önemi ve Karşılaşılan Zorluklar

ile aydinorhon

Kardeşim, fark ettin mi, bugün “dindar” olmakla “vahye uymak” aynı şeymiş gibi anlatılıyor ama aslında arada derin bir fark var. Çoğu insan din deyince aklına hemen gelenek, rivayet, hatta çevrenin beklentileri geliyor. Oysa Allah’ın gönderdiği din, sadece vahiy temellidir. Kur’an, bu konuda son derece açık konuşur. Allah, elçisine “Yalnız sana vahyedilene uy!” (Ahzab 2) buyurarak sınırı net bir şekilde çizer. Başka kaynak, başka ölçü, başka rehber yok. Vahiy ne diyorsa, elçi de onu uygulamıştır.

Elçi de bunu açıkça dile getirir: “Ben sadece vahye uyarım.” (En’am 50) Bu söz, iman eden herkes için bir duruş beyanıdır aslında. Çünkü bu ifade, Allah’tan gelen bilgi dışında hiçbir söze teslim olmamayı anlatır. Allah bizlere de “Rabbinizden size indirilene uyun!” (A’râf 3) diyerek aynı çağrıyı yapıyor. Yani mesaj çok net: Elçi sadece vahye uyar, biz de sadece indirilene uymalıyız.

Ama işin en acı yanı şu kardeşim: Vahye uyanlar bugün bile “sapık”, “dinden çıkan”, “Kur’an’cı” gibi etiketlerle dışlanıyor. Oysa Allah’ın elçisinin de tam olarak yaptığı buydu. Vahiyden başkasına uymamak! Düşünsene, Allah elçisine “Sadece vahye uy” diyor, o da “Ben sadece vahye uyarım” diyerek Rabbine teslim oluyor. Şimdi aynı sözü biz desek, bazıları hemen düşman kesiliyor. Demek ki sorun vahiyde değil, insanların kendi uydurdukları sistemlerde.

Kur’an bu gerçeği hatırlatıyor: “Her topluluğun bir rehberi vardır.” (Ra’d 38) Bu da gösteriyor ki rehbersiz bir toplum düşünülemez. Ama o rehber, Allah’ın vahyidir; insanların yazdığı kitaplar, uydurduğu hadisler, oluşturduğu mezhepler değil. Gerçek rehber sadece Kur’an’dır. Çünkü o, hem geçmişin hatalarını gösterir, hem de bugünün karmaşasında bizi doğruya yönlendirir.

Yine de biliyorsun, bu yolda yürümek kolay değil. Çünkü vahye sarılmak, çoğu zaman kalabalıktan ayrılmak demek. İnsanlar genellikle çoğunluğa bakıp “bu kadar insan yanılıyor olamaz” derler. Oysa Kur’an tam tersini söyler: “Yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar.” (En’am 116) İşte bu yüzden, vahye uyanlar genelde azınlıkta kalır ama onlar için önemli olan sayı değil, sadakattir.

Vahye uyanların üzüldüğü şey, kendilerine yöneltilen hakaretler değil. Asıl üzücü olan, insanların Allah’ın sözünü bırakıp uydurulmuş rivayetleri din zannetmesidir. Bu, hem aklı hem kalbi köreltiyor. Çünkü Kur’an’ın ışığından uzaklaşan her sistem, sonunda karanlığa mahkûm olur.

Kardeşim, bütün bu zorluklara rağmen vahye sarılmak, insanın kalbini diri tutar. Vahyin rehberliğinde yürüyen biri, her şartta doğruyu bulur. Çünkü Allah’ın kelamı, insanın içindeki en derin sorulara bile cevap verir. Rabbimiz bize Kur’an’ı, sadece okunacak bir kitap olarak değil, hayatın ta kendisi olarak indirdi.

O yüzden duam şu: Rabb’im, kalplerini vahye kapatan kardeşlerimizi ıslah etsin. Onlara hidayet nasip etsin. Çünkü vahyin rehberliğini terk edenler aslında kendi ışıklarını söndürüyorlar. Ama samimiyetle arayan, elbet yolunu bulur. Çünkü Rabbimiz buyuruyor: “Kim doğru yolu seçerse kendi lehine, kim de saparsa kendi aleyhinedir.” (İsra 15)


Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.


Selam ve esenlik seninle olsun.
aydınorhon.com