Kardeşim, bir düşün: İnsan denen varlık doğduğu andan itibaren arayışın içindedir. “Doğru nedir, yanlış nedir? Hangi yolda yürümeliyim? Hayatın anlamı ne?” diye sorduğunda, aslında kendi fıtratının sesini duymaya çalışır. İşte Kur’an tam da bu noktada devreye giriyor. Çünkü din dediğimiz şey insanların kendi hevesiyle şekillendirdiği bir alan değil; bizzat alemlerin Rabbi tarafından belirlenen bir hakikat düzenidir. Bu yüzden Zümer 3’te “Dikkat edin! Din yalnızca Allah’a aittir.” denildiğinde, aslında hem zihnimiz hem de kalbimiz hizaya sokuluyor. İnsanların ürettiği sözler, gelenekler, rivayetler, eklemeler ve yorumlar ne kadar süslü olursa olsun, dinin kaynağı Allah’tır ve bu değişmez.
Günümüzde insanlar yüzlerce farklı sesin ortasında kalmış durumda. Sosyal medya, gelenekler, çevre baskısı, kültür… Herkes bir şey söylüyor ama Kur’an bize hatırlatıyor: Yol gösterme yalnızca Allah’a aittir. “Yol göstermek de O’na aittir.” (Nahl 9) cümlesi o kadar güçlü ki, insanın zihnindeki tüm karmaşayı dağıtıyor. Çünkü doğru yolu bulmak için insanlara değil, Allah’ın kelamına yönelmek gerektiğini anlatıyor. Yani birinin görüşü, bir cemaatin yorumu, bir hocanın sözü değil; hakiki rehber sadece Kur’an’dır.
Kur’an’ın gösterdiği yol, insanı hem zihnen hem ruhen özgür kılar. Enam 153’te “O, sizin için belirlediği bir yol ve bir din olarak Kur’an’ı indirmiştir.” denilerek, dinin merkezinin tek noktada toplandığı açıklanır. Bu ayet, insanın boş bir sayfa gibi oradan buradan gelen bilgilerle doldurulmasına engel olur. Çünkü yolu belirleyen yalnızca Allah’tır. Ve Allah’ın indirdiği bu kitap, kendisine yönelen herkes için pusula gibidir: Ne eksik bırakır ne fazlalık gerektirir.
Kardeşim, şunu fark ettiğinde zihnin berraklaşıyor: Kur’an dışındaki her şey seni yoldan uzaklaştırabilir. Çünkü insanlar duygularına, çıkarlarına, geleneklerine göre hareket eder. Ama Allah’ın kelamı değişmez, yamulmaz, kimsenin keyfine göre eğilip bükülmez. Bu yüzden Kur’an’a sarılmak, sadece dini anlamak için değil, hayatı doğru okumak için de gereklidir. Modern dünyanın karmaşasında, bilgi kirliliğinin içinde, birbirinin zıddı binlerce görüşün arasında insanın iç huzuru ancak Kur’an’la sağlanır.
Düşünsene kardeşim: Allah, bize bir kitap indiriyor; içinde hem hayatın anlamı hem de yolun doğrusu var. Biz ise bazen insanların sözlerini, kitaptan daha çok önemseyebiliyoruz. Halbuki yol ve rehberlik Allah’a aitse, insanın yönelmesi gereken tek kaynak bellidir. Allah’ın kelamına tutunan birinin niyeti berraklaşır, kalbi güçlenir, yolu netleşir. Bu yüzden Kur’an’a sarılmak bir tercih değil, hayatın merkezine yerleştirilmesi gereken bir zorunluluktur.
Bugün birçok insan “dini yaşadığını” düşünüyor ama yaşadığı şey çoğu zaman geleneklerin bir toplamı. Allah’ın dinine ulaşmak isteyenin önce kalbindeki tüm perdeyi kaldırması, tüm eklemeleri bırakıp Kur’an’a yönelmesi gerekir. Çünkü Allah’ın kitabı yeter. Kendini yoran batıl yollardan çıkmanın tek yolu budur. Kur’an sana der ki: “Ben seni karanlıklardan aydınlığa çıkarırım.” O halde insan neden başka yere baksın?
Sonuç olarak kardeşim, dinin sahibi Allah’tır, yolu belirleyen de O’dur. Kur’an bu yolun tek rehberidir. İnsanların ürettiği tüm alternatif yollar, ne kadar süslü görünse de hakikate götürmez. Bu yüzden hakikati arayan her kalbin adresi Kur’an olmalıdır. Kul olarak bize düşen ise sadece teslim olmak değil; anlamak, düşünmek, ayetlerin rehberliğinde yönümüzü netleştirmektir. Hakikat Allah’tandır; eksiklik ve hata ise bizim aczimizdendir.
Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com