22 Haziran 2025

Kur’an’la Geç Buluşan Bir Kalbin Tanıklığı

ile aydinorhon

KISA KISA…

Çocukluk ve gençlik dönemlerimde dinî eğitimim genellikle hadis kitapları etrafında şekillendi. Buhari’nin hadis kitabını baştan sona okumuş olmama rağmen, Kur’an’ın mealini okumak gibi bir alışkanlığımız yoktu. O dönemlerde Kur’an, anlamı düşünülmeden okunur; ardından da ölülerimize hediye edilirdi. Bu durum toplumda yaygın bir anlayıştı ve kimse Kur’an’ı, yaşayanlara hitap eden bir rehber olarak görmüyordu.

Zamanla cami ortamlarında ve çeşitli cemaatlerin sohbetlerine katıldım. Farklı cemaatlerle tanıştım, çeşitli yaklaşımlar gözlemledim. Ancak bir noktada içime sinmeyen bir şeyler vardı: Cemaatlerin birçoğu birbirlerini karalıyor, “tek doğru biziz” anlayışıyla hareket ediyordu. Ben ise her grubun Allah’a ulaşmak için farklı yollar seçmiş olabileceğine inanıyor, sonuçta varacakları yerin aynı olduğunu düşünüyordum. Müslümanların birliğinden yanaydım. Fakat yıllar geçtikçe anladım ki Allah’ın yolu tektir ve bu yol Kur’an’dan geçer.

Elli yaşlarımın sonlarına doğru, anne ve babamın yaşlanmasının da etkisiyle Kur’an’ı tecvitli okumayı öğrendim. Güya okuyup ta sevabını onlara gönderecektim.  Makamla okumak insana hem ruhsal hem de duygusal bir tatmin sağlıyordu. Hocamızın her ayet bitiminde “Sadakallahü’l-azîm” dememizi istemesi dikkatimi çekti. Ne anlama geldiğini sorduğumda, “Allah doğru söyledi,” yanıtını aldım. Elbette ki Allah doğru söylerdi; ama içten içe biliyordum ki biz bu doğruyu tam anlamıyla bilmiyor, hatta anlamaya çalışmıyorduk.

Toplumda “Siz Kur’an’ı anlayamazsınız” diyerek insanları pasifleştiren, sorgulamayan bireyler hâline getiren söylemler, zamanla büyük bir kitleyi “din adamlarının” insafına terk etti. Kimse isteyerek sürüleşmez; ama bilinçli biçimde sorgulama yetisi bastırıldığında geriye yalnızca biat eden kalabalıklar kalır. Bugün bazı videolarda, kendini din adamı sanan kişilerin cemaate hakaret ettiğini bile görüyoruz. “Siz aptalsınız” diyebilecek kadar ileri gidiyorlar; çünkü yıllarca onları sorgulamadan dinlemiş bir topluluk karşılarında sadece gülüyor. Ben de bir zamanlar o saftaydım. Belki bize de benzer şeyler söylendi ama fark etmedik ya da gülüp geçtik.

Arapça okumayı asla küçümsemiyorum. Allah’ın kelamı Arapça indirilmiştir. Tabi diğer üç kitabının Arapça inmediğini de unutmayalım. Ancak asıl mesele şudur: Allah’ın emirlerini anlamadan nasıl uygulayacağız? Bugün yaşadığımız din, ne yazık ki Kur’an’ın sunduğu İslam’dan çok uzak. Allah, anlamayacağımız bir kitap gönderir mi? Elbette hayır. Kur’an’ı anlayarak yaşamak zorundayız. Çünkü Allah, bizi Kur’an’dan hesaba çekecek.

Kur’an’la gerçek anlamda tanışmam 2018 yılında gerçekleşti. O zamana kadar geçen 65 yılımı boşa harcanmış sayıyorum. Bu yüzden “Ben şu an yedi yaşındayım” diyorum. Yaşlı kabul edilen bir yaşta Kur’an’la yeniden doğmak, tarifsiz bir sevinç ve aynı zamanda bir yalnızlık duygusu veriyor. Kimseye anlatamamanın, yanlış anlaşılmanın yükünü taşıyorum. Ama yılmıyorum. Allah ömür ve sağlık verdiği sürece, insanları uyandırmak için çırpınmaya devan edeceğim.

Kur’an’ı ben bu yaşta anlayabildiysem, aklı baliğ olmuş herkes anlayabilir. Çünkü Kur’an’ı açıklayan Allah’tır.

Yazdığım her cümledeki doğrular Allah’ın, hatalar benimdir. Samimiyetle söylüyorum: Rabbim biliyor, bu yazıda bir kelimeyi dahi yalan yere yazmadım. Doğruyu aramak zor ama imkânsız değil. Temennim odur ki Kur’an’ın nuruyla nurlanalım ve sadece Allah’ın ipine sımsıkı sarılıp O’nun yolundan gidelim.

Selam ve dua ile…
Aydın Orhon

aydinorhon.com