20 Temmuz 2025

Şeyhlik Değil, Tevhid Dini! – Kur’an’a Göre Hidayet Tekeli Sadece Allah’tadır

ile aydinorhon

Kardeşim, şu soruyu kendimize sormadan bu dini anlayamayız: İslam bireyi özgürleştirir mi, köleleştirir mi? Eğer Kur’an’ın diniyse özgürleştirir. Çünkü bu kitap, kula kulluğu reddeder. Kulun kula boyun eğmesini, “Allah ile kul arasında aracı” diye birilerini koymasını kesin bir dille yasaklar.

Ama ne görüyoruz? Bir bakıyorsun bir tarikatın şeyhi çıkmış, insanlar önünde iki büklüm. Elini öpenler, eteğini öpenler, “efendi hazretleri” diyenler… Sanki Kur’an’da hiç uyarı yokmuş gibi yaşıyorlar. Peki gerçekten yok mu?

Haydi bakalım, beraber birkaç ayeti ele alalım:

Kasas Suresi 56:

“Şüphesiz sen sevdiğini doğru yola iletemezsin. Ancak Allah, dilediğine doğru yolu gösterir.”

Burada çok açık bir mesaj var. Allah’ın vahyini alan bir resul bile, en sevdiklerini bile doğru yola iletme gücüne sahip değil. Çünkü hidayet yalnızca Allah’ın elinde. Peki, bugünkü şeyhler, şıhlar nasıl oluyor da “bizim elimizden tutmazsan kurtulamazsın” diyebiliyor?

Devam edelim:

Cin Suresi 21:

“De ki: Ben size ne bir zarar, ne de bir fayda verebilirim.”

Bu sözü söyleyen, Allah’ın elçisi. Yani kendisine vahiy gelen biri bile fayda-zarar veremezken, bir tarikat şeyhi ne verebilir? Bu insanlar, Kur’an’ın en temel ilkesini çiğniyor: Aracı yok! Kurtarıcı yok! Yol gösterici sadece Allah!

Bir ayet daha gelsin:

Al-i İmran Suresi 79:

“Allah, kendisine kitap, hikmet ve nebilik verdiği bir kimsenin insanlara, ‘Allah’ı bırakıp bana kulluk edin’ demesini uygun görmez. Aksine, ‘Okuyup öğrettiğiniz kitap gereği Rabb’e halis kullar olun’ der.”

Allah, elçiye bile böyle bir yetki vermiyor. Şunu diyemez diyor Allah: “Bana kulluk edin.” Ama bugün şeyhler, “Bize tabi olun, kurtulun” diyor. Bu doğrudan tevhide aykırı bir şirk anlayışıdır.

Biraz daha netleştirelim. En’am Suresi 164:

“Hiç kimse, bir başkasının yükünü taşımaz.”

Yani kimse, kimsenin iman yükünü, günahını, sorumluluğunu üstlenemez. Şeyhin, müridin vebalini taşıması mümkün değil. “Ben onun elinden tuttum, onu irşad ettim” lafları tamamen hikâye. Allah böyle bir yetkiyi kimseye vermemiş.

Son bir ayet daha paylaşayım:

Zümer Suresi 3:

“(Müşrikler der ki:) ‘Biz onlara sadece bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz.’”
Allah ise onların bu iddialarını yalan sayıyor.

Yani insanlar tarihte de “bu aracı kullar sayesinde Allah’a yakınlaşıyoruz” diyordu. Ama Allah bunu şirk sayıyor. Bugün de aynı söylemler var: “Efendi hazretlerinin duasıyla işim açıldı”, “onun sayesinde iman ettim.” İşte bu tam olarak şirk kokan cümlelerdir.

Kardeşim, sen de artık fark etmişsindir. Din, araya şeyh koymakla değil; Kur’an’la bire bir yüzleşmekle yaşanır. Kur’an, Allah’ın bireye doğrudan hitabıdır. Aracıya ihtiyacı yoktur. Tıpkı telefonla konuşurken başka birini araya koymadığın gibi… Çünkü Allah sana uzak değil. Seni senden iyi bilen, kalbindekini okuyandır.

Sonuç mu?

  • Hidayet yalnızca Allah’a aittir (Kasas 56).
  • Elçi bile fayda-zarar veremez (Cin 21).
  • Kimse kimsenin yükünü taşımaz (En’am 164).
  • Ruhbanlık yoktur; aracı yoktur (Al-i İmran 79).
  • Allah’a yaklaşmak için aracı koyanlar şirk koşmuş olur (Zümer 3).

O halde ne şeyh, ne gavs, ne mürşit… Bizim yolumuz sadece Allah’ın kitabı. Başka rehbere gerek yok. Çünkü tek mürşit Kur’an’dır; tek irşat eden Allah’tır!

Selam ve dua ile…
aydinorhon.com