Kur’an’la Teyit Etmeden İnanmak: Gerçekten İman Ettik mi?
Kardeşim, bir haber duyduğunda, hele ki bu dinle ilgiliyse, tepkin ne oluyor? “Doğru mu acaba?” mı diyorsun, yoksa “Bunu Kur’an söylüyor mu?” diye mi soruyorsun? İşte aradaki fark tam da imanla zan arasındaki farktır. Çünkü bir konuda Kur’an’la teyit yapmadan inandığımızda, aslında Allah’a değil; o bilgiyi söyleyen kişiye, mezhebe, hocaya ya da geleneğe iman etmiş oluyoruz. Oysa Kur’an’ın bizden istediği iman; Allah’tan gelen apaçık bilgiye, yani ayetlere dayanan bir iman. Kafamıza göre değil, kulaktan dolma değil… Doğrudan Allah’a dayanarak.
Şimdi gel, Kur’an bize bu konuda ne söylüyor birlikte bakalım.
“Eğer onun hakkında kesin bir bilgin yoksa, arkasına düşme! Çünkü kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan sorumludur.”
(İsra Suresi, 36)
Bak ne kadar açık bir uyarı var burada: “Kesin bilgi yoksa, arkasına düşme!” Yani bir şeyin doğruluğundan emin olmadan peşine takılma, hele ki o bilgi dinle ilgiliyse. Peki, neye göre emin olacağız? Tabii ki Allah’ın kitabına göre. Çünkü Allah, Kur’an’da “Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır.” (Bakara 2) diyerek bize sağlam bir ölçü vermiş. Şüpheli, muğlak, kulaktan dolma bilgilere değil; apaçık olan Kur’an’a uymamızı istiyor.
Bir düşün, insanlar kandil geceleriyle ilgili neler anlatıyor: “O gece dua edersen mutlaka kabul olurmuş”, “Şu kadar salavat getir, cennet garantin olurmuş.” Peki, tüm bunların Kur’an’da yeri var mı? Yok. O halde neden inanıyoruz? Çünkü sorgulamadan kabullenmişiz. Çünkü “büyüklerimiz böyle demiş” deyip geçmişiz. Oysa Allah bize “atalarınızın izinden gidiyorsunuz ama onların çoğu aklını kullanmaz” diyerek uyarıyor:
“Onlara, ‘Allah’ın indirdiğine uyun!’ denildiğinde, ‘Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız’ derler. Ya ataları bir şey bilmeyen, doğru yolu bulamayan kimseler idiyse?”
(Bakara Suresi, 170)
İşte burada önemli bir kırılma noktası var. Allah, “Ben kitap gönderdim, ölçüyü verdim, size düşen onu ölçü olarak kullanmanızdır” diyor. Ama biz başkasının sözünü ayetin önüne koyarsak, bu apaçık bir şirk olur. Çünkü Allah’ın sözüne değil, başka birinin sözüne güvenmiş oluruz.
Kur’an’da tekrar tekrar vurgulanan bir konu da zan ile hareket etmek. Zan, yani tahmin, kulaktan dolma bilgi, doğruluğu kesinleşmemiş sözler… Bunların peşinden gidenin hakkı bulamayacağı kesin şekilde belirtiliyor:
“Onların çoğu sadece zanna uyar. Oysa zan, haktan hiçbir şey kazandırmaz. Allah, onların yaptıklarını çok iyi bilendir.”
(Yunus Suresi, 36)
Demek ki kardeşim, bir konu hakkında ne kadar kişi konuşursa konuşsun, ne kadar “doğru gibi” görünürse görünsün, eğer ayetle sabit değilse, bize düşen şey o konuya “iman” etmek değil, araştırmak ve Kur’an’a arz etmektir. Bize düşen görev, her bilgiyi Kur’an terazisinde tartmaktır. Eğer tartınca ayetle örtüşüyorsa ne âlâ, ama örtüşmüyorsa, o bilgiyi içimize sindirmemek gerekir.
Bak Allah elçisine bile diyor ki:
“Sana bu kitabı indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hükmedesin. Hainlerin savunucusu olma!”
(Nisa Suresi, 105)
Allah elçisinden bile hükmü vahye dayandırmasını istiyor. Yani elçi bile “Ben böyle düşünüyorum” diyemezken, biz nasıl olur da “filan hocaya göre şöyleymiş” deyip sorgulamadan inanabiliriz? Kur’an, her akıl sahibi için ölçü olarak gönderilmiş bir kitaptır. Hiçbir mezhep, tarikat, gelenek ya da şahıs, Kur’an’ın önüne geçemez.
Son olarak şu ayet her şeyi özetliyor gibi:
“Biz bu kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.”
(En’am Suresi, 38)
Eksik bırakmadıysa neyi başka kaynaklarda arıyoruz, değil mi?
Kardeşim, duyduğun her şeyi Kur’an terazisine koy. Hangi söz ayetle örtüşüyorsa onu kabul et. Gerisi ya zandır ya da hepten uydurma. Unutma, Kur’an’a iman etmek demek, yalnızca Allah’ın söylediğine güvenmek demektir. Yoksa sadece Kur’an elimizde olsun diye inmedi, ölçü olsun diye indi.
İnandığını zannettiğin her şey için bir kez daha Kur’an’a sor:
“Sen bu konuda ne diyorsun Allah’ım?”
Eğer cevabını bulamazsan, o bilgiye iman etme. Ara, sorgula, teyit et…
İşte gerçek iman, tam da budur.
“Konuyla ilgili daha detaylı bilgiye, aşağıdaki web adresinden aynı başlıkla yayımlanmış makaleyi inceleyerek ulaşabilirsiniz.”
Selam ve dua ile…
aydinorhon.com