İnsan mı Melek mi? Sorumluluğu Taşıyan Kim?
Kur’an’a göre, yaratılmış varlıklar içerisinde temel olarak iki bilinçli tür vardır:
- Adem’in soyundan gelen insanlar,
- Melekler.
Bu iki varlık türü arasında çok büyük farklar bulunur. Biri irade sahibi olup tercihte bulunur; diğeri ise mutlak teslimiyet içindedir ve tercih yetkisi yoktur. Ayetlere beraber bakalım.
76/1 – “Gerçek şu ki, insanın üzerinden, daha kendisi anılmaya değer bir şey değilken, uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hin) gelip-geçti.”
Bu ayet bize insanın bir “hiçlikten” çıkıp anlam kazanma sürecine dikkat çeker. İnsan, bir anda olmamış; süreçsel olarak, zamana yayılan bir yaratılışla var edilmiştir. Ve yaratıldıktan sonra da başıboş bırakılmamıştır. Çünkü Allah insanı sorumluluk taşıyabilecek donanımla yaratmıştır.
İnsanın Özelliği: Halifelik ve Emanet
2/30 – “Rabbin meleklere: ‘Muhakkak Ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim’ demişti. Onlar da: ‘Biz Seni şükrünle yüceltir ve sürekli takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?’ dediler. (Allah:) ‘Şüphesiz sizin bilmediğinizi Ben bilirim’ dedi.”
İşte bu ayette insan ile melekler arasındaki fark çarpıcı şekilde ortaya konuluyor. Melekler sürekli tesbih ve ibadet içindedir. İsyan etmeleri ya da sapmaları söz konusu değildir. Ama insan, iyilik de yapabilir, bozgunculuk da. Çünkü irade sahibidir. Allah da bu tercihlerinin karşılığını imtihanla belirlemeyi murad eder.
Allah meleklere değil, insana “halifelik” görevini vermiştir. Bu görev, sorumluluk, bilinç ve tercihle mümkündür. Melekler sadece uygulayıcıdır; ama insan uygulayıcı olduğu kadar karar vericidir de.
33/72 – “Gerçek şu ki, Biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalim, çok cahildir.”
İşte insanın farklılığı burada vurgulanıyor. “Emanet” burada Allah’ın vahyi, özgür irade, sorumluluk ve ahiret bilincidir. Dağlar, gökler, yer bu yükü taşıyamazken; insan bunu yüklenmeyi kabul etmiştir. Bu sorumluluk sayesinde insan ya en üstün makama çıkabilir ya da en aşağılık seviyeye düşebilir (95/4-5).
İnsanın Yücelme Potansiyeli Olduğu Gibi, Sapma Riski de Vardır
33/73 – “Şundan ki: Allah, münafık erkekleri ve münafık kadınları, müşrik erkekleri ve müşrik kadınları azaplandıracak; mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların tevbesini kabul edecektir. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.”
İnsanın bu kadar riskli bir emaneti yüklenmesinin sonucu; bazı insanların münafıklıkla, bazıların da tevbe ederek davranışlarını belirlemesidir. Yani Allah insana seçenekler sunmuş, yol göstermiş, tercihlerini özgür bırakmıştır. İşte sorumluluğun anlamı da burada yatmaktadır.
Peki Melekler Nerede Durur?
Melekler Kur’an’da, evrendeki tüm işleyişin Allah’ın emriyle yerine getirilmesini sağlayan görevli varlıklar olarak anlatılır. Her biri kendi alanında bir sistemin parçasıdır. Mesela rüzgâr, bulutlar, su döngüsü gibi fiziksel yasaların arkasında da meleklerin görevleri vardır (örneğin 79/5, 77/5, 51/1-4 gibi ayetlerde mecazî ifadelerle buna işaret edilir).
Ama meleklerin ne iradesi ne de emanet yükü vardır. Onlar sadece emredileni uygularlar. Dolayısıyla ne mükafat kazanmak için mücadele ederler, ne de ceza ile karşılaşırlar. Onlar yaratılışları gereği sapmazlar, çünkü sapabilecek iradeleri yoktur.
Sonuç Olarak Kardeşim:
- Kur’an’a göre evrende bilinçli iki temel varlık vardır: insanlar ve melekler.
- İnsan, irade sahibi olması ve emanet yüklenmesiyle meleklerden ayrılır.
- Melekler sadece Allah’a itaat eder. İnsansa tercih yapabilir; bu da onu hem tehlikeli hem değerli yapar.
- Allah insanı halife kılmıştır. Bu da onun yer yüzündeki tüm ahlaki, sosyal ve toplumsal sorumlulukları yüklenmesi demektir.
- İnsan eğer bu emaneti korur, vahye uyarsa; Allah’ın rızasına ve cennete ulaşır. Ama azarsa, cehenneme de düşebilir.
Selam ve dua ile…
aydinorhon.com