Uydurulmuş Din, Öldürmekten Zevk Alıyor…
Bir gün dost meclisinde oturuyorduk. Laf döndü dolaştı, din konusuna geldi. İçimizden biri birden yüksek sesle şöyle dedi:
— Dinden döneni öldürmek lazım!
Söz ağızdan çıkar çıkmaz ortam bir anda ağırlaştı. Kimileri başını salladı, kimileri sessiz kaldı. Ben dayanamadım, gülümsedim ve dedim ki:
— Peki, bunu Kur’an’dan mı öğrendin?
Arkadaş şaşırdı, yüzüme baktı.
— Ne demek yani? Herkes böyle söylüyor, dinin hükmü bu değil mi?
İşte o an, meseleye açıklık getirmek gerekiyordu. Çünkü Kur’an’a bakıldığında bunun tam tersi bir gerçek var.
Bakara Suresi 217. ayeti hatırlattım:
“…Sizden kim dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onların işleri dünyada da ahirette de silinir (boşa gider). Onlar ateş halkıdır ve orada ebedî kalıcıdır.”
Sonra sordum:
— Görüyor musun, burada herhangi bir dünyevi ceza var mı? “Öldürün” diye bir emir duyuyor musun?
Arkadaş sustu. Ben devam ettim:
— Allah burada açıkça söylüyor: dinden dönenin hesabı ahirette görülecek. Hiçbir ayette bu kişiye dünyevi ceza verilmesi istenmiyor. Eğer “dinden çıkan öldürülür” diye bir kural olsaydı, bu din özgürce seçilebilir miydi? İnsan “girmek serbest, çıkış yasak” baskısıyla inanırsa, bu samimi bir iman olur mu? Yoksa sırf korkudan taklit edilen bir inanç mı olur?
Bu noktada başka bir dost söze karıştı:
— Ama insan hayatı bu kadar değerli mi ki?
Hemen Maide Suresi 32. ayeti hatırlattım:
“Kim haksız yere bir cana kıyarsa, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de birinin canını kurtarırsa, bütün insanlara hayat vermiş gibi olur.”
Dedim ki:
— Allah’ın bu kadar değerli kıldığı bir hayatı, sırf farklı düşündü diye hiçe saymak, dini savunmak değil, dini kirletmektir. Uydurulmuş din anlayışı ise kan dökmekten zevk alıyor. Bir bak, ne diyorlar: “Sakalını keseni öldürün, namaz kılmayanı öldürün, içkiyi beş defa içeni öldürün, zina edeni öldürün…” Bunların hangisi Kur’an’da var? Hiçbiri! Bunlar sadece insan uydurması.
Sonra biraz daha yaklaştım ve dedim ki:
— Daha da kötüsü, bu sözlerin Muhammed Nebi’ye yakıştırılmasıdır. Oysa Kur’an bize onun yolunu açıkça anlatıyor. Kaf Suresi 45. ayette Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Sen onların üzerinde bir zorba değilsin. O halde benim tehdidimden korkanlara Kur’an ile öğüt ver.” Görüyor musun? Resulün görevi zorlamak, şiddet uygulamak, öldürmek değil; sadece tebliğ etmektir. Onun yolu hep merhamet ve adalet oldu.
Bir süre sessizlik oldu. Arkadaşlar düşündü. Sonra o ilk itiraz eden kişi mırıldandı:
— Yani aslında bu sözlerin hepsi Allah’a ve resulüne iftira, öyle mi?
Gülümseyerek cevap verdim:
— Aynen öyle. Kur’an’ın rahmet ve adalet diniyle, uydurulmuş dinin kan kokan hükümleri taban tabana zıttır. Gerçek din, insanı korkuyla değil, özgürlükle; zorlamayla değil, sevgiyle yaşatır.
Sohbet böylece son buldu. Ama içimizde bir aydınlanma oldu. Çünkü Allah’ın kitabı varken, insan uydurmalarına yer yoktu.
Selam ve dua ile…
aydinorhon.com