Allah Bizi Neden Yarattı
İnsan varoluşu üzerine biraz düşündüğünde, zihnine mutlaka şu soru düşer:
“Ben neden varım?”
Bu sorunun dini ifadesi ise şudur:
“Allah bizi neden yarattı?”
Aslında bu soru, hayatın anlamını arayan her insanın ortak sorusudur. Çünkü insan, amaçsız yaşayamayan bir varlıktır. Anlamını kaybeden hayat, bir süre sonra yük haline gelir. Kur’an ise bu konuda insanı karanlıkta bırakmaz. Yaratılışın sebebini açık, net ve tartışmaya yer bırakmayacak şekilde ortaya koyar.
Zâriyât Suresi 56. ayette Rabbimiz şöyle buyurur:
“Ben cinleri ve insanları, yalnızca bana kulluk etsinler diye yarattım.”
(Zâriyât 51:56)
Bu ayet, yaratılış amacımızı tek cümlede özetler: Kulluk.
Kulluk Nedir, Ne Değildir?
Kulluk denince çoğu insanın aklına sadece namaz, bazı ibadetler gelir. Oysa Kur’an’daki kulluk anlayışı bundan çok daha geniştir. Kulluk, hayatın belli saatlerine sıkıştırılmış bir ritüel değil; hayatın tamamına yayılan bir bilinçtir.
Kulluk;
– Allah’ı merkeze almaktır,
– O’nun koyduğu ölçüleri ciddiye almaktır,
– Haksızlıktan uzak durmaktır,
– Emanete riayet etmektir,
– Şükretmeyi ve sabretmeyi bilmektir.
İnsan işini yaparken, ailesiyle ilişki kurarken, kazanç elde ederken, karar verirken Allah’ı hesaba katıyorsa; işte orada kulluk vardır. Kur’an’ın inşa etmek istediği kul tipi, sadece ibadet eden değil, bilinçli yaşayan insandır.
Kulluğun Kalbi: Dua
Kulluğun özü nedir diye sorulduğunda, Kur’an bizi doğrudan duaya götürür. Çünkü dua, kul ile Rabb’i arasındaki en sahici bağdır. Dua, sadece istemek değildir. Dua, yönelmektir. Dua, insanın acziyetini kabul etmesidir.
Furkan Suresi 77. ayet bu gerçeği çok çarpıcı bir şekilde ifade eder:
“De ki: Duanız olmasa Rabb’im size ne diye değer versin?”
(Furkan 25:77)
Bu ayet sarsıcıdır. Çünkü insanın Allah katındaki değerini, makamına, bilgisine, servetine bağlamaz. Duaya bağlar. Yani Allah’a yönelip yönelmemeye…
Dua etmeyen insan, farkında olmadan şunu söylemiş olur:
“Ben kendime yeterim.”
İşte bu, insanın düştüğü en büyük yanılgıdır.
Dua Olmadan Kulluk Kurur
Dua yoksa kulluk şekle dönüşür. Hareket vardır ama ruh yoktur. Alışkanlık vardır ama bilinç yoktur. Kur’an’ın sürekli kalbe hitap etmesinin sebebi budur.
Dua eden insan şunu bilir:
– Gücü sınırlıdır,
– Bilgisi eksiktir,
– Kontrol kendisinde değildir.
Bu farkındalık insanı hem mütevazı kılar hem de diri tutar. Dua, insanı Allah’a bağlar; Allah’a bağlanan insan ise hayata daha sağlam tutunur.
Dünya: Asıl Amaç mı, Geçici Durak mı?
Kur’an dünya hayatını küçümsemez ama yerine koyar. Onu amaç olmaktan çıkarır, araç haline getirir.
“Bu dünya hayatı ancak bir oyun ve oyalanmadan ibarettir.”
(Ankebût 29:64)
İnsan çoğu zaman bu oyalanmaya kapılır. Para, makam, şöhret, başarı… Hepsi büyür, şişer, hayatın merkezine oturur. Sonra bir bakarsın, kulluk ikinci plana düşmüş, dua unutulmuş, Allah sadece zor zamanlarda hatırlanan bir isim haline gelmiştir.
Kur’an bu durumu çok sert bir ifadeyle tanımlar:
“Hevasını ilah edinen kimseyi gördün mü?”
(Câsiye 45:23)
Yaratılış amacını unutan insan, farkında olmadan kendine tapmaya başlar.
“Boşuna mı Yaratıldık?”
Kur’an bu soruyu insanın yüzüne doğrudan sorar:
“Sizi boş yere yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?”
(Müminûn 23:115)
Bu ayet, insanın hayatını ciddiye alması gerektiğini hatırlatır. Çünkü amaçsız bir hayat, insanı değersizleştirir. Allah’ın insana verdiği değer, onu muhatap almasıyla, sorumluluk yüklemesiyle ve ona yönelmesini istemesiyle ortaya çıkar.
Yaratılış Amacını Bilen İnsan Nasıl Yaşar?
Yaratılış gayesini kavrayan insan için hayat başıboş değildir.
– Zorluklara sabreder,
– Nimete şükreder,
– Haksızlık karşısında durur,
– Dua ile Rabbine tutunur.
Böyle bir insan için dünya bir sınav alanıdır. Asıl hedef ise Allah’ın rızasıdır. Kur’an’ın “kurtuluş” dediği şey de tam olarak budur.
Dua Etmeyen İnsan Ne Kaybeder?
Dua etmeyen insan, Allah’a muhtaç olduğunu unutur. Kendini güçlü zanneder ama en kırılgan noktadan çöker. Kur’an bu konuda çok açık bir uyarı yapar:
“Bana dua edin, size karşılık vereyim. Bana kulluk etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler alçaltılmış olarak cehenneme gireceklerdir.”
(Mümin 40:60)
Burada dua, doğrudan kullukla eşleştirilir. Yani dua etmeyen, aslında kulluğu reddetmiş olur.
Sonuç: Yaratılışın Sırrı Nerede Saklı?
Yaratılışın sırrı karmaşık felsefelerde değil; Kur’an’ın açık mesajındadır:
Biz Allah’a kulluk için yaratıldık.
Bu kulluğun özü ise dua ve yöneliştir. Hayattaki her uğraş, bu gayeye hizmet ettiği sürece anlamlıdır. Aksi halde insan için sadece oyalanmadan ibaret kalır.
Özetle Yaratılış Amacımız
- Allah bizi yalnızca kendisine kulluk etmemiz için yarattı. (Zâriyât 56)
- Dünya hayatı geçicidir, asıl yurt ahirettir. (Ankebût 64, Âl-i İmrân 185)
- İnsan akıl ve irade sahibi kılınarak imtihan edilmektedir. (Kehf 29, İnsan 2)
- Nefse hem fücur hem takva ilham edilmiştir. (Şems 7–8)
- Dua, yaratılışın özüdür. (Furkan 77, Mümin 60)
- Yaratılış amacını unutan insan hevasını ilah edinir. (Câsiye 23)
- Gerçek başarı Allah’ın rızasını kazanmaktır. (Hadîd 20)
Dua ile Bitiş
Rabbim, bizleri yaratılış gayesini unutmayan kullarından eyle.
Kalplerimizi dünya meşgalesiyle körleşmekten koru.
Bize sana yönelen, dua ile diri kalan bir bilinç nasip et.
Bizleri şükreden, sabreden ve sana kul olmayı şeref bilen kullarının arasına dahil eyle.
“KULLUK ALLAH’IN BİZE İHTİYACI MI?”
“Allah bizi kulluk için yarattı” denildiğinde, bazı zihinlerde hemen şu soru belirir:
“Allah’ın bizim ibadetimize mi ihtiyacı var?”
Bu soru ilk bakışta makul gibi görünür. Ama Kur’an’a göre yanlış bir yerden bakar. Çünkü kulluk, Allah’ın ihtiyacı için değil; insanın ihtiyacı için vardır.
Kur’an bu noktayı çok netleştirir:
“Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, şüphesiz Allah hiçbir şeye muhtaç değildir.”
(Lokmân 31:12)
Allah’ın kulluğa ihtiyacı yoktur. Ama insanın kulluğa ihtiyacı vardır. Çünkü kulluk, insanı dağıtan hayatın ortasında toparlayan bir merkezdir.
İbadet Allah’ı mı Büyütür, İnsanı mı İnşa Eder?
Bazıları ibadeti, Allah’ı yüceltmek için yapılan bir görev gibi görür. Oysa Allah zaten yücedir. İbadet, insanı küçülten değil; yerini bilen bir varlık haline getirir.
Namaz insanı disipline eder.
Oruç insanı nefsinin esiri olmaktan kurtarır.
Zekât insanı bencillikten arındırır.
Dua insanı kibirden korur.
Kur’an bu gerçeği şöyle ifade eder:
“Kim arınırsa, kendi lehine arınmış olur.”
(Şems 91:9)
Yani kulluk, Allah’a bir şey kazandırmaz; insana kazandırır.
“Sadece İyi İnsan Olmak Yetmez mi?”
Bu da sık duyulan bir itirazdır:
“Ben ibadet etmiyorum ama kalbim temiz.”
Kur’an ahlâkı ibadetten ayırmaz. İyiliği önemser ama kaynağını da sorgular. Çünkü iyi olmayı kalıcı kılan şey, onu besleyen bilinçtir.
“İyilik, yüzlerinizi doğuya ya da batıya çevirmeniz değildir…”
(Bakara 2:177)
Ayet iyiliği anlatırken imanı, infakı, sabrı ve sorumluluğu birlikte sayar. Yani ahlâk, kulluktan koparıldığında zayıflar. Kullukla beslenmeyen iyilik, çoğu zaman şartlara bağlı kalır.
Dua Etmeden de Yaşanır mı?
Elbette yaşanır. Ama nasıl?
Dua etmeyen insan, her şeyi kendi kontrolünde zanneder. Gücü varken sorun yoktur. Ama ilk büyük sarsıntıda zemin kayar. Çünkü dayanacak bir yer yoktur.
Kur’an insanın bu hâlini şöyle tarif eder:
“İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır; sonra ona katımızdan bir nimet verdiğimizde, ‘Bu bana bilgim sayesinde verildi’ der.”
(Zümer 39:49)
Dua, insanı ayakta tutan bağdır. Koparsa insan yalnızlaşır.
Kulluk Özgürlüğü Kısıtlar mı?
Modern insanın en büyük endişelerinden biri budur. “Kulluk özgürlüğümü elimden alır mı?”
Aslında tam tersi olur. Kulluk, insanı başkalarına kul olmaktan kurtarır. Paraya, makama, onaya, beğenilme arzusuna, korkulara…
Kur’an bu yüzden kulluğu özgürleşme olarak sunar:
“Allah, iman edenlerin velisidir; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.”
(Bakara 2:257)
Allah’a kul olan, başka hiçbir şeye kul olmak zorunda kalmaz.
Kulluk Hayattan Kopmak mıdır?
Bazıları kulluğu hayattan çekilmek, dünyayı terk etmek sanır. Oysa Kur’an böyle bir kulluk anlayışını reddeder.
“Allah’ın sana verdiğiyle ahiret yurdunu ara, dünyadan da nasibini unutma.”
(Kasas 28:77)
Kur’an dengeli bir hayat ister. Dünya araçtır, amaç değil. Kulluk, hayatın içinden kaçmak değil; hayatın içinde Allah’ı unutmamaktır.
Son Netleştirme
Kulluk;
– Allah’ı tamamlamak için değil, insanı tamamlamak içindir.
– Hayatı daraltmak için değil, anlamlandırmak içindir.
– İnsanı bastırmak için değil, özgürleştirmek içindir.
Allah bizi kulluk için yarattı çünkü kulluğa en çok ihtiyacı olan varlık insandır.
Bu gerçek anlaşıldığında, ibadet yük olmaktan çıkar; yön olur.
Dua alışkanlık olmaktan çıkar; bağ olur.
Hayat ise karmaşa olmaktan çıkar; anlam kazanır.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com