Din Geçim Kaynağı Olamaz
Kardeşim, bugün en çok kafa karıştıran konulardan biri şudur: Din birilerinin geçim kapısı olabilir mi? Kimileri dini kullanarak itibar, makam ya da para kazanmayı doğal görür. Hatta dinden geçinmeyi, sanki dine hizmetmiş gibi sunarlar. Oysa Kur’an’a baktığımızda ve Nebi Muhammed’in hayatını incelediğimizde durum bambaşkadır.
Nebi, vahyi insanlara duyuran bir elçiydi ama hiçbir zaman geçimini dinden sağlamadı. O ticaret yaptı, çalıştı, alın teriyle kazandı. Kur’an’da da elçiye yöneltilen ithamlardan biri “Sen bunun karşılığında ücret mi istiyorsun?” sorusuydu. Allah da açıkça bildiriyor: “De ki: Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir.” (Şuarâ 26:109)
Aslında bu sadece Muhammed için geçerli değildir. Kur’an’da birçok resülün aynı şekilde konuştuğunu görüyoruz. Nûh, Hûd, Sâlih, Lût, Şuayb… Hepsi kavimlerine aynı şeyi söylemiştir:
“Ben sizden buna karşılık bir ücret istemiyorum. Benim ecrim yalnızca âlemlerin Rabbine aittir.” (Şuarâ 26:109, 127, 145, 164, 180)
Yûnus Suresi 72. ayette Nûh’un sözü aktarılır: “Ben sizden bir mal karşılığı istemiyorum. Benim ücretim yalnızca Allah’a aittir.”
Sebe Suresi 47. ayette Muhammed’e de aynı ifade tekrar ettirilir: “De ki: Sizden hiçbir ücret istemiş değilim. O sizin olsun. Benim ödülüm yalnızca Allah’a aittir. O her şeye şahittir.”
Sâd Suresi 86. ayette yine vurgulanır: “De ki: Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum, ben kendiliğimden uyduranlardan da değilim.”
Bu ayetler gösteriyor ki, tebliğin karşılığı para değil, yalnızca Allah’ın rızasıdır. Nebi’nin duruşu buydu. Hiç kimseden “Ben size vahyi öğretiyorum, karşılığında bana şu kadar verin” demedi. Çünkü din, ticaret değildir. İman, pazarlık konusu olamaz. Eğer böyle olsaydı, din çıkar ilişkisine dönüşürdü.
Kur’an’da, dini çıkar için kullananların varlığına da dikkat çekilir. Tevbe Suresi 34. ayette şöyle buyrulur:
“Ey iman edenler! Şüphesiz, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu insanların mallarını haksızlıkla yer ve (onları) Allah’ın yolundan alıkoyarlar…”
Bu ayet, din adına otorite kuran bazı kimselerin aslında dini geçim kaynağı yaptığını ortaya koyar. Allah, bu durumu şiddetle kınar.
Ayrıca En’am Suresi 116. ayette de çoğunluğa uymanın tehlikesine dikkat çekilir: “Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar sadece zanna uyarlar ve sadece tahmin yürütürler.” Bu da bize şunu gösteriyor: Kalabalıkların veya otorite gibi görünen alimlerin peşinden gitmek, hakikati bulmak anlamına gelmez. Hele ki bu kişiler dini kendi çıkarlarına alet ediyorsa, onlara uymak insanı şirk bataklığına sürükler.
Şirk sadece Allah’a ortak koşmakla sınırlı değildir, kardeşim. Din üzerinden menfaat devşiren birine tabi olmak, onun sözlerini Allah’ın ayetlerinin önüne geçirmek de şirktir. Çünkü böyle bir durumda insan, Allah’a ait olan hükümranlığı bir kula paylaştırmış olur. Kur’an bu konuda çok net uyarır: “Onlar Allah’ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rabler edindiler…” (Tevbe 9:31)
Düşünsene kardeşim, din geçim kapısı haline gelirse, orada menfaat çatışmaları başlar. Gerçeklerin yerine çıkar ilişkileri geçer. İnsanlar dini, Allah rızası için değil, dünyevi kazanç için kullanır. Bu da dini yozlaştırır. Oysa Allah’ın dini tertemizdir, samimiyet ister. Nebi’nin örnekliği de bize bunu gösterir. Onun yaşantısı, “Dini kullanarak çıkar sağlamak haramdır” mesajını en güçlü şekilde veriyor.
Kısacası, din kimsenin geçim kaynağı olamaz. Çünkü bütün resuller gibi Muhammed de dinden geçinmedi. Onlar yalnızca Rabbinden aldığı vahyi aktardı, karşılığını da yalnızca Allah’tan bekledi. Bizim de bu örnekliği unutmamamız gerekir. Eğer din üzerinden menfaat arayan birilerini görürsek, bilmeliyiz ki onların yolu resullerin yolu değildir.
Özetle
- Resuller dinden geçinmedi: Kur’an’da Nûh, Hûd, Sâlih, Lût, Şuayb ve Muhammed dahil tüm elçiler, “Ben sizden hiçbir ücret istemiyorum, benim ecrim yalnızca Allah’a aittir” diyerek tebliği karşılıksız yaptılar.
- Din ticaret değildir: Allah’ın dini pazarlık konusu yapılamaz. İman, para veya makamla ölçülemez.
- Ruhban sınıfı yoktur: İslam’da “maaşlı din adamı” kavramı yoktur. Herkes kendi dinini anlamak ve yaşamakla sorumludur.
- Çıkar için dini kullananlar uyarıldı: Kur’an’da, haham ve rahiplerden bazılarının insanların mallarını yediği ve dini geçim kaynağına dönüştürdüğü açıkça kınanmıştır (Tevbe 9:34).
- Din üzerinden çıkar sağlamak şirk kapısıdır: Dini menfaat için kullananlara tabi olmak, onların sözlerini Allah’ın hükmünün önüne geçirmek şirktir (Tevbe 9:31).
- Samimiyet şarttır: Allah’ın dini ancak ihlâsla, çıkar gözetmeden, yalnızca Allah rızası için yaşanır.
- Nebi’nin örnekliği yol göstericidir: Muhammed ticaretiyle geçindi, dini asla geçim kapısı yapmadı. Onun yolunu izleyenler de dini çıkar için kullanmazlar.
Selam ve dua ile…
aydinorhon.com