Nuh’un 50 Yılı: Dirilmeden Önceki Ölüm
Kardeşim, Kur’an’da şöyle bir ayet var, biliyorsun:
“Andolsun, Nuh’u kavmine gönderdik. Aralarında elli yıl eksik bin sene kaldı. Sonunda onları tufan yakaladı, zalim oldukları hâlde.”
(Ankebut 29:14)
İlk bakışta sanki Nuh gerçekten 950 yıl yaşamış gibi geliyor değil mi? Ama dur bakalım. Ayetlerin tarzı sadece matematik mi anlatıyor? Elbette hayır. Allah, Kur’an’da her rakamı aritmetik bir işlem için değil, anlam için kullanır.
Seninle şöyle düşünelim. “Bin yıl” ifadesi burada “çokluk”, yani “uzun bir zaman” anlamına geliyor olabilir mi? Elbette. Çünkü Kur’an’da “bin” sayısı çoğu zaman böyle geçer. Hatta Allah, meleklerin binlerce indiğini anlatırken bu ifadeyi kullanır, ama gerçek sayıdan çok yoğunluğu vurgular.
Şimdi dikkat! Ayette “bin yıl” deyip sonra “elli yıl eksik” demesi çok ilginç, değil mi? Yani Allah sanki diyor ki:
“Nuh, uzun bir ömür sürdü ama onun içinde 50 yıl eksik.”
Eksik olan ne? Neden eksik? Eksiklik sayıdan mı, anlamdan mı?
Burada çok çarpıcı bir mecaz çıkıyor ortaya:
O 50 yıl, Nuh’un ölü gibi yaşadığı bir dönem olabilir mi?
Kur’an’da Allah şöyle der:
“Ölü iken kendisini dirilttiğimiz, kendisine bir nur verdiğimiz ve insanlar arasında onunla yürüdüğü kişi, karanlıklar içinde kalmış ve oradan hiç çıkamayan kişi gibi olur mu?”
(En’âm 6:122)
Yani vahiyden uzak insan, ölüdür. Dirilmek, vahiyledir. Nurla buluşmakla başlar hayat.
O zaman soralım:
Nuh, hayatının ilk 50 yılında vahiyden uzaksa, bu dönem onun Allah katındaki kayıp yılları olabilir mi?
Ne dersin kardeşim, bu çok derin bir anlatım tarzı değil mi?
Şöyle bir tablo çiziliyor:
- “Bin yıl” = Çok uzun bir mücadele dönemi (vahiy ile geçen bereketli ömür)
- “50 yıl eksik” = Vahiyden uzak, boş geçen, yaşam gibi görünen ama aslında ölü bir dönem.
Yani Allah adeta bize şunu söylüyor:
“Ey insan! Hayatının vahiyle buluşmadığı kısmı, yaşamdan sayılmaz.”
Nuh da bizim gibi bir insan. Onun da başlangıçta bir arayışı, sorgulaması, hataları olmuş olabilir. Tıpkı Musa’nın, İbrahim’in ilk dönemleri gibi. Ama vahiy geldiği an, o artık dirilmiş olur. Ölümden çıkıp gerçek hayata başlar.
Kur’an’ın bu anlatım tarzı evrenseldir. Geçmişte de çok netti, bugün de çok net, yarın da aynı şekilde anlaşılacaktır. Çünkü bu, Yaratan’ın dili. Sayılar, kelimeler, ifadeler… Hepsi ruhumuza dokunacak şekilde seçilmiş. Sadece aklı değil, kalbi de uyandıracak şekilde.
Senin de bildiğin gibi:
“Allah’ın katında asıl yaşam, O’na teslim olduğun andan başlar.”
Öncesi, bir nevi hazırlıktır. Kimimiz bu hazırlık döneminde 10 yıl kaybeder, kimimiz 50 yıl… Benim 65 yılım kayıp. Ama ne zaman ki vahiy ile buluştum, işte o zaman dirildim. Şimdi derdim ölüleri canlandırmak.
Belki de Nuh’un 50 yıllık sessizliği bize şunu anlatıyor:
“Senin de vaktin var. Ama dikkat et, boş geçen yıllar sadece takvimde yaşanmış olur; Allah katında yok hükmündedir.”
Selam ve dua ile…
aydinorhon.com