Önce Kur’an…
Kardeşim, şu gerçeği hepimiz çok iyi bilmeliyiz: Dinimizin tek kitabı Kur’an’dır. O bizim elimizdeki, önümüzdeki, hayatımıza yön vermesi gereken yegâne kaynaktır. Ne var ki, kendini “Müslüman” olarak tanımlayanların büyük çoğunluğu, bu kitaba ne güveniyor ne de gereğince tanıyor. Çoğu insan Kur’an’ı kendi dilinde okumaz; anlamaya çalışmaz. Sonra da “Biz anlayamayız” diyerek sorumluluktan kaçmanın bahanesini üretir. Oysa bu söz, dolaylı olarak Allah’a “Sen bize kendini anlatamadın” demektir. Böyle bir düşünce, hem saygısızlıktır hem de Kur’an’a yapılan en büyük haksızlıklardan biridir.
Bugün birçok insan dini, kulaktan dolma bilgilerle yaşamaktadır. Tıpkı Mekkeli müşrikler gibi… Onlar da atalarından duyduklarını din edinmişlerdi. Kur’an bunu açıkça anlatır:
“Onlara ‘Allah’ın indirdiğine uyun’ denildiğinde, ‘Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız’ derler. Ya ataları bir şey anlamamış ve doğru yolu bulamamış idiyseler?” (Bakara 2:170)
Günümüzde de durum çok farklı değil. Kimimizin “ilahı” mahallesindeki imam, kimimizin şeyhi, kimimizin atası veya “hadis kitabı” olmuş durumda. Peki, bu tablonun içinde Allah nerede?
Kur’an, diriler için indirilmiş bir kitaptır ama ne yazık ki ölülerin arkasından okunan bir tören kitabına çevrilmiştir. Allah ise açıkça, “Kur’an, dirileri uyarman için indirilmiştir.” buyurur. (Yasin 36:70) Bu apaçık uyarıya rağmen, yaşayanların hayatına dokunmayan bir kitap haline getirmek en büyük çelişkidir.
Kardeşim, Allah’ın affetmeyeceği tek günah şirktir. (Nisa 4:48) Eğer bu hataya düşmek istemiyorsak, her şeyden önce “Önce Kur’an” demek zorundayız. Atalardan, mezheplerden, rivayetlerden, şeyhlerden, kitaplardan öğrendiğimiz her bilgiyi bir kenara bırakıp önce Allah’ın kitabını anlamak zorundayız. Çünkü Allah’ın sözüne muhalif olan hiçbir söz doğru olamaz. Kur’an der ki: “Ona ancak temiz olanlar dokunabilir.” (Vakıa 56:79) Bu ayet, abdestten değil; kalp temizliğinden bahseder. Kur’an okumak için abdest gerekmez. Abdest sadece namaz için emredilmiştir. (Maide 5:6) Kur’an okumaya başlarken yapılması gereken tek şey ise şudur: “Kur’an okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.” (Nahl 16:98)
Önce Kur’an’ı tanıyacağız. Onun bizden ne istediğini anlayacağız. Ancak ondan sonra başka kitaplara, yorumlara bakabiliriz. Fakat bir şartla: Zihnimizdeki bilgileri Kur’an’a uydurmaya kalkmayacağız. Kur’an’a uymayan her bilgi, çöpe atılmalıdır.
Kur’an’ı tanıdıkça aslında onun ne kadar yeterli bir kitap olduğunu göreceğiz. Çünkü:
“Biz bu Kur’an’da, insanların öğüt alması için her türlü örneği verdik.” (Zümer 39:27)
“O (Kur’an), her şeyi açıklayıcı, yol gösterici ve rahmettir.” (Nahl 16:89)
“O, Allah’ın en güzel beyanıdır.” (Zümer 39:23)
“Onu açıklamak (beyan etmek) bize aittir.” (Kıyamet 75:19)
“Bu, her yönüyle ayrıntılı biçimde açıklanmış bir kitaptır.” (Hud 11:1)
“Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” (En’am 6:38)
“Onlara indirdiğimiz Kitap sana yetmiyor mu?” (Ankebut 29:51)
“Allah’ın ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?” (Casiye 45:6)
“Şüphesiz bu Kur’an, senin ve toplumunun öğüt alması içindir; ondan hesaba çekileceksiniz.” (Zuhruf 43:44)
“Rabbimin sözleri için denizler mürekkep olsa, bir o kadarını daha getirsek bile, Rabbimin sözleri tükenmez.” (Kehf 18:109)
“Hüküm yalnızca Allah’ındır.” (Yusuf 12:40)
Tüm bu ayetler bize tek bir şeyi söyler: Kur’an yeterlidir. Çünkü Allah’ın kelamı eksik, muğlak ya da insan sözüyle tamamlanmaya muhtaç değildir. Bizim görevimiz, onu okumak, anlamak, düşünmek ve yaşamaktır.
Son olarak Rabbimizin şu ayetine kulak verelim:
“De ki: ‘Size, (her şeyi) açıklanmış olarak Kitabı indiren Allah’tan başka bir hakem mi arayacağım?’ Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, onun Rabbinden hak olarak indirildiğini bilirler. Sakın şüphe edenlerden olma!” (En’am 6:114)
İşte kardeşim, iman etmek de teslimiyet de buradan başlar. Önce Kur’an.
Gerisi, insanın kendi çabası ve samimiyetidir.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com