26 Kasım 2025

Allah’tan Başka İlah Edinmişlere Küfretmeyin

ile aydinorhon

Kardeşim, insanın inancı çok hassas bir mesele. Hepimiz farklı ortamlarda büyüdük, farklı şeylere inandık veya bize öğretilenleri kabullendik. Kur’an bize şunu öğretir: herkesin inancı kendisine aittir ve kimsenin inancı zorla değiştirilmez. Bu yüzden Yüce Allah bizleri hem adaletli hem de saygılı olmaya çağırıyor.

Bak mesela, En’am Suresi 108. ayette Rabbimiz şöyle diyor:

“Allah’tan başka ilah edinenlere sövmeyin ki, onlar da bilgisizlikle Allah’a sövmesinler.” (En’am 6:108)

Bu ayet, aslında bize derin bir ahlak dersi veriyor. Çünkü insanlar kendi kutsallarına hakaret edildiğinde tepki olarak onlar da bizim en yüce değerimiz olan Allah’a dil uzatabilirler. Oysa biz, imanımızı korumak adına bile olsa saygıyı elden bırakmamalıyız. Düşünsene kardeşim, bir insanın inancı yanlış da olsa ona küfretmek doğruyu göstermek yerine tam tersine ters tepki doğurur. Bu sefer karşındaki kişi inadıyla kendi inancına daha da sarılır.

Oysa Allah’ın istediği şey, güzel sözle, hikmetle ve en güzel üslupla gerçeği anlatmaktır. Nahl Suresi 125. ayette buyrulduğu gibi:

“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır, onlarla en güzel şekilde mücadele et…” (Nahl 16:125)

Demek ki biz, başkasının inancına hakaret ederek değil; akla, vicdana ve kalbe hitap eden bir üslupla davet edeceğiz. Çünkü hakikat kendini zaten belli eder. Kur’an’ı anlayan biri, onun ışığını görünce kalben ikna olur. Zorlama, bağırıp çağırma veya hakaret ise kalpleri kapatır.

Bugün modern hayatta da bu ayetin hikmeti çok açık görülüyor. Sosyal medyada düşüncelerini paylaşan biri, farklı bir inançtan veya ideolojiden olabilir. Ona hakaret ederek yaklaştığında hemen savunmaya geçer, belki de senin değerlerine karşı daha sert sözler söylemeye başlar. Oysa saygılı ve yapıcı bir tavır kullanıldığında insanlar seni dinlemeye daha çok meyilli olur. Kardeşim, sen hiç küfürleşerek yapılan bir tartışmada birinin fikrinin değiştiğini gördün mü? Ama güzel sözle yapılan bir sohbet çoğu zaman gönüllerde iz bırakır.

Bugün kimileri kendi inancına uymayanlara hakaret ederek üstün geldiğini sanıyor. Oysa üstünlük ancak takvadadır (Hucurât 49:13). Bir insana sövüp küçümseyerek değil; sabırla, merhametle ve olgunlukla yaklaşarak kalplere dokunabiliriz.

Bunun yanında, unutmamak gerekir ki bize düşen sadece tebliğ etmektir. Kur‘an defalarca hatırlatır: Zorlama yoktur. Yasin Suresi’nde Nebi’ye şöyle bildirilir:

“Sen sadece bir uyarıcısın.” (Yasin 36:17)

Yani işin sonunda herkes kendi yolunu seçer. Bizim görevimiz ise hem inancımızı korumak hem de farklı inançlara sahip insanlara saygı göstermek. Çünkü saygıyla anlatılan bir söz, kalpte daha kolay yankı bulur.

Günlük hayatta da bunun örneklerini görüyorsun kardeşim. İnsanlar tartışırken sesini yükseltti mi, konu ne olursa olsun kimse kimseyi dinlemez. Ama sakin, anlayışlı ve ölçülü bir dil kullanıldığında hem ortam yumuşar hem de konuşulan söz zihinde yer eder. Bu, Rabbimizin öğrettiği üslubun bir yansımasıdır.

Sonuç olarak, Allah’ın bize öğrettiği tavır çok açık: başkasının inancına hakaret etmeyin; çünkü bu hem size hem de Allah’a döner. Onun yerine hikmetle, güzel sözle, sabırla ve saygıyla anlatın. Doğru yolu göstermek Allah’ın elindedir, bize düşen ise en güzel şekilde örnek olmaktır.

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com