Rivayetler Kur’an’ın Önüne Geçemez!
Dini inancımızda Kur’an-ı Kerim’in yeri ve önemi tartışmazdır. Ancak, hadislerin Kur’an’ın önüne geçmesi, dinin özünü inceltmemize ve hatta karıştırmamıza neden olmaktadır. Eğer bir hadis, Kur’an’daki bir ayeti nesh ediyorsa, o zaman dinin kitabı Kur’an olmaktan çıkar. Bu durumda, birbiriyle çelişen rivayetler din haline gelir. Oysa rivayetleri toplayanlar bile, topladıklarının büyük çoğunluğunu reddetmişlerdir. Buna rağmen, Kur’an’a aykırı ve birbiriyle çelişen sözler hâlâ “din” diye anlatılmaktadır. Peki, bu durumda hangi rivayete iman edeceğiz? Üstelik elimizde, hiçbir çelişki barındırmayan Allah’ın kitabı dururken…
Kur’an, özü itibarıyla bir uyarı kitabıdır. Ancak kimi zaman insanlar, Allah’ın mesajını anlamak yerine sadece sesine takılıp kalmaktadır. Kur’an’ı okudukları halde kalplerine indiremeyenler hakkında “sözleri güzel ama amelleri kötü olanlar” diye bahsedilir. Bugün de benzer bir tablo var. Kur’an’ı makamla okuyan, sesiyle büyüleyen ama anlamını hiç düşünmeyen nice kimse var. Onların derdi, Kur’an’ın mesajını yaşamak değil, onu seslendirmekten ibaret kalıyor. Oysa Allah, “Kur’an üzerinde düşünmüyorlar mı?” (Nisa 4:82) diyerek bizden ses değil, bilinç istiyor.
Ebu Said ve Enes’in rivayet ettiği bir hadis, bu meseleyi çarpıcı biçimde yansıtır. Rivayete göre Resul, “Ümmetimde ihtilaflar çıkacak, bir grup Kur’an’ı okuyacak ama köprücük kemiklerinden aşağı geçmeyecek” demiştir. Bu rivayette anlatılan “dinden çıkmak” ifadesi, aslında şekilciliğin tehlikesini ortaya koyuyor. Din, sözle değil, bilinçle yaşanır. Ancak ne ilginçtir ki, bu hadisin sonunda geçen “tıraş olmak” detayı, rivayetin ciddiyetini gölgeliyor. Çünkü Kur’an’da böyle bir işaret yoktur. Yani metin, Allah’ın kitabına değil, rivayetçilerin anlayışına dayanır. İşte bu yüzden, bir sözü değerlendirirken ilk ölçümüz Kur’an olmalıdır.
Kardeşim, eğer Nebi Muhammed’i tanımak istiyorsak, Kur’an’ı anladığımız dilde okumalıyız. Çünkü resul ile ilgili tüm bilgiler, tüm vahiyler yalnızca Kur’an’da mevcuttur. Kur’an dışı kaynaklara dayanan her bilgi, eninde sonunda çelişkiye düşer. Zira Allah kitabında, “Eğer o Allah’tan başkasının katından olsaydı, içinde birçok çelişki bulurlardı.” (Nisa 4:82) buyurarak tek ölçüyü göstermiştir. Dolayısıyla, bir söz Kur’an’la uyuşmuyorsa, o sözün dinle ilgisi kalmaz.
Hadisler elbette tarihî birer belge olabilir; ancak Kur’an’ın önüne asla geçemez, geçmemelidir. Çünkü Allah’ın sözüyle beşer sözü aynı kefeye konulamaz. Allah, kullarına “Bu kitapta size her türlü örnek verilmiştir.” (Zümer 39:27) derken, biz hâlâ başka kaynaklar peşinde koşuyorsak, bu kendi elimizle oluşturduğumuz bir karanlıktır. Gerçek din, Allah’ın kitabına sarılanların dinidir.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik seninle olsun.
aydinorhon.com