Kibir: İnsanın Kendine Kurduğu Taht
Kibir, insanın kendini olduğundan büyük görmesi ve başkalarını küçümsemesidir. Kur’an’a göre kibir sadece kötü bir davranış değildir; aynı zamanda insanın hakikati kabul etmesini engelleyen bir kalp hastalığıdır. Kibirli insan çoğu zaman gerçeği anlamadığı için değil, kendini üstün gördüğü için reddeder.
Kur’an insanın kibirlenmesinin temel nedenlerinden birinin kendini yeterli görmesi olduğunu belirtir:
“Gerçekten insan kendini yeterli gördüğünde azgınlaşır.”
(Alak, 6-7)
Bu duygu, insanın sahip olduğu nimetleri kendi gücünün sonucu sanmasıyla büyür. Oysa Kur’an insanın sınırlı ve yaratılmış bir varlık olduğunu hatırlatır:
“Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen ne yeri yarabilirsin ne de dağların boyuna ulaşabilirsin.”
(İsra, 37)
Kur’an’da kibirin en açık örneği İblis’in tavrıdır. İblis insanı küçümseyerek kendini üstün görmüş ve bu düşünce onu hakikati reddetmeye götürmüştür:
“Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.”
(Araf, 12)
Bu örnek kibirin insanı gerçeğe karşı körleştirdiğini gösterir. Kibir büyüdüğünde insan doğruyu görse bile kabul etmekte zorlanır.
Kur’an kibirin karşısına tevazu kavramını koyar. Tevazu, insanın kendini küçültmesi değil; kendini doğru yerde görmesidir. Kur’an bu tavrı şöyle anlatır:
“Rahman’ın kulları yeryüzünde alçak gönüllülükle yürürler.”
(Furkan, 63)
Sonuç olarak Kur’an’ın verdiği mesaj açıktır: Gerçek büyüklük yalnızca Allah’a aittir. İnsan kendini büyütmeye çalıştıkça hakikatten uzaklaşır; tevazuya yöneldikçe ise gerçeğe yaklaşır.
Aynı başlıkta daha kapsamlı bilgiler için aşağıdaki web adresinde yer alan makaleyi inceleyebilirsiniz.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com