KUR’AN’DA SAĞIR VE KÖR MECAZI
Kur’an’da geçen “sağır” ve “kör” kavramlarının fiziksel değil, manevi bir durumu ifade ettiğini anlatır. Buna göre insan bazen gerçeği bilmediği için değil, bilmek istemediği için hakikatten uzaklaşır. Kur’an’daki bu mecazlar, kişinin kulaklarının ya da gözlerinin değil, kalbinin gerçeğe kapanmasını simgeler. Günlük hayatta da insanların açık hataları ya da gerçekleri görmezden gelmesi, bu manevi sağırlık ve körlüğe örnek olarak gösterilir.
Metinde, insanın hakikat karşısında iki seçenekle karşı karşıya olduğu vurgulanır: ya gerçeği kabul edip değişimi göze almak ya da onu reddedip kendini kapatmak. Gerçeği reddetmek zamanla bir alışkanlığa dönüşür ve kişi artık hakikati algılayamaz hale gelir. Bu durum “kalbin mühürlenmesi” olarak açıklanır; yani bu, Allah’ın sebepsiz bir müdahalesi değil, insanın ısrarla reddetmesinin sonucudur.
Ayrıca metin, dünyada gerçeği görmezden gelen insanın ahirette bunu açıkça fark edeceğini, ancak o zaman pişmanlığın fayda etmeyeceğini belirtir. Bu yüzden hakikati geç fark etmek, hiç fark etmemekten bile daha ağır bir durum olarak anlatılır.
İnanan ile inkâr eden arasındaki farkın bilgi değil, duyarlılık farkı olduğu ifade edilir. İnanan kişi duyduğunu düşünür ve ders çıkarırken, inkâr eden kişi gerçeği duysa bile önemsemez. Bu nedenle asıl körlüğün gözlerde değil, kalpte olduğu vurgulanır.
Sonuç olarak metin, insanın hakikate yaklaşmasının ya da ondan uzaklaşmasının bir anda değil, küçük tercihlerle zaman içinde oluştuğunu anlatır. Hakikate açık kalabilmek için ise kişinin duymaya istekli olması, görmeye cesaret etmesi ve gerçekle yüzleşmekten kaçmaması gerektiği ifade edilir.
Aynı başlıktaki daha kapsamlı bilgiler için aşağıdaki web adresinde yer alan makaleyi inceleyebilirsiniz.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun:
aydinorhon.com