2 Nisan 2026

DİLEYEN KİM? SEÇEN KİM? BAĞIŞLAYAN KİM?

ile aydinorhon

İnsan, bilinç sahibi bir varlık olarak doğru ile yanlış arasında tercih yapabilme yeteneğine sahiptir. İç dünyasında hem iyiliğe yönelten bir ses hem de sınırları aşmaya çağıran bir eğilim bulunur. Bu iki yön arasında yapılan seçim, insanın karakterini ve hayatının yönünü belirler. Dolayısıyla insan, sadece eylemlerinden değil, aynı zamanda yönelişinden ve niyetinden de sorumludur. Hayatın bir imtihan oluşu da tam olarak burada anlam kazanır: İnsan, kendisine sunulan imkânlar ve içsel eğilimler arasında bilinçli tercihler yapar.

İlahi irade ise bu sürecin dışında değil, tam merkezindedir. Ancak bu irade, insanı zorlayan ya da onu iradesiz bırakan bir yapı değildir. Aksine, insana seçim alanı tanıyan, fakat bu seçimlerin sonuçlarını adaletle karşılıklandıran bir düzendir. Bağışlanma ya da cezalandırma, rastgele veya sebepsiz gerçekleşmez. İnsan iyiliğe yöneldiğinde, bu yönelişin önü açılır; hata yaptığında ama samimiyetle geri döndüğünde bağışlanma kapısı açık olur. Buna karşılık, kişi bilinçli şekilde kötülükte ısrar ederse, zamanla bu tercih onun doğası hâline gelir ve bunun sonuçlarıyla yüzleşir.

Bu noktada önemli olan, ilahi yönlendirmenin zorlayıcı değil, yol gösterici olmasıdır. İnsana hem içsel bir pusula verilmiştir hem de doğruyu gösteren rehberlik sunulmuştur. Bu rehberliği kabul eden kişi, daha sağlam bir istikamet kazanır. Reddeden ise kendi tercihinin sonuçlarını yaşar. Burada “yolda bırakılmak” bir ceza değil, seçilen yönün doğal bir devamıdır.

İnsanın yaptığı tercihler zamanla alışkanlıklara, alışkanlıklar ise karaktere dönüşür. İlk başta zor gelen bir iyilik zamanla kolaylaşabilir; aynı şekilde küçük bir yanlış da tekrarlandıkça sıradanlaşır. Bu yüzden insanın yönü, tek bir büyük karardan çok, birçok küçük tercihin birikimiyle şekillenir. Bu birikim, sonunda kişinin kim olduğunu belirler.

Sonuç olarak, dilemek mutlak anlamda ilahi iradeye aittir; ancak seçmek insana bırakılmıştır. Bağışlanma ve karşılık da bu iki alanın kesiştiği noktada ortaya çıkar. İnsan yönelir, çaba gösterir ve tercih eder; ilahi adalet ise bu tercihlere uygun karşılığı verir. Bu düzen, keyfîlikten uzak, ölçüye ve adalete dayalı bir dengeyi ifade eder.

Aynı başlıktaki daha kapsamlı bilgiler için aşağıdaki web adresinde yer alan makaleyi inceleyebilirsiniz.

Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.

Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com