Şahitlik Nedir? – Özet
Bu metnin temel meselesi şudur: İman nedir ve şahitlik dediğimiz şey gerçekten ne anlama gelir? Kur’an’a göre şahitlik, rastgele söylenen bir söz değil; bilgiye, idrake ve bilinçli kabule dayanan bir tanıklıktır. Âl-i İmran 18’de Allah’ın, meleklerin ve ilim sahiplerinin Allah’ın birliğine şahitlik ettiği bildirilir. Burada şahitlik; görmeye, bilmeye ve hakikati kavramaya dayanır. Dolayısıyla “Allah’tan başka ilah yoktur” demek, sadece bir cümleyi tekrar etmek değil; o hakikatin bilinciyle yaşamaktır.
Kur’an’da iman, dar bir formül üzerinden tanımlanmaz. İman; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve resullerine iman etmektir. Bakara 285’te müminlerin “O’nun resullerinden hiçbirini ayırmayız” dediği bildirilir. Bu ifade, iman bütünlüğünü ortaya koyar. Resuller arasında ayrım yapmak ya da birini merkeze alıp diğerlerini gölgede bırakmak Kur’an’ın ortaya koyduğu ilkeye uygun değildir. Nebi Muhammed, Nebi İsa, Nebi Musa ve diğerleri aynı vahiy zincirinin halkalarıdır. Hepsi Allah’ın elçileridir ve hepsine iman bir bütündür.
Metin ayrıca “resule itaat” konusunu da Kur’an merkezli olarak ele alır. Nisa 80’de “Kim resule itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur” denir. Bu, resulün bağımsız bir otorite olduğu anlamına gelmez. Çünkü Kur’an’da elçinin görevi vahyi iletmektir. Elçi kendi hevasından konuşmaz; vahye uyar. Bu nedenle resule itaat, getirdiği vahye itaattir. İtaatin kaynağı Allah’tır. Elçi, mesajın taşıyıcısıdır.
Buradan hareketle metin şu soruyu sorar: Kur’an’da Müslüman olmanın şartı belirli bir kalıp cümleyi söylemek olarak mı tanımlanmıştır, yoksa Allah’a bilinçli teslimiyet olarak mı? Kur’an’da Müslümanlık; teslimiyet, adalet, ahlak, sorumluluk ve vahye bağlılık üzerinden tarif edilir. İman bir slogan değil; hayatı dönüştüren bir yöneliştir.
Şahitlik, bilmeden yapılamaz. İsra 36’da “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme” uyarısı yapılır. O hâlde iman, ezbere değil; anlayarak ve kavrayarak olmalıdır. Gerçek şehadet, dilde başlayan ama kalpte ve hayatta karşılık bulan bir tanıklıktır.
Sonuç olarak metin, iman anlayışının Kur’an bütünlüğü içinde yeniden düşünülmesi gerektiğini savunur. Şahitlik bir ses değil, bir sorumluluktur. Asıl soru şudur: Söylediğimiz söze gerçekten tanık mıyız, yoksa onu sadece tekrar mı ediyoruz?
Aynı başlıkta daha kapsamlı bilgiler için aşağıdaki web adresinde yer alan makaleyi inceleyebilirsiniz.
Gerçek olan Allah’ın lütfu, hata ise benim aczimdendir.
Selam ve esenlik, hakikati duyanların üzerine olsun.
aydinorhon.com